‹ Ana sayfa
Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/8424 K.2014/2564

Esas No: 2012/8424 · Karar No: 2014/2564 · Karar Tarihi: 12.02.2014
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın benzer isimli bir müşterinin banka hesabından hileli yoldan para çekmesiyle dolandırıcılık suçunun işlenip işlenmediği ve bu eylemin bankayı araç olarak kullanarak gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Mahkeme, sanığı 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesi uyarınca mahkumiyet kararı vererek, adli para cezası miktarını düzelterek “5 gün, 6 gün, 5 gün ve 100 TL” olarak yeniden hüküm koymuştur.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.

Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.

Sanık ... oğlu ...’nın kendi adı ve soyadı ile benzerlik taşıyan mağdur ... oğlu ...’nın Türkiye ... Bankası Bodrum Şubesinde bulunan mevduatını çekmek üzere 08.06.2009 tarihinde bankaya müracaat ederek, banka memuru ...’a üzerinde T.C. kimlik numarası bulunmayan nüfus cüzdanını ibraz ettiği, bu isim ve soyadını taşıyan kişiye ait bir hesap bulunduğunu gören ...’in kimlik belgesi bilgilerini ayrıntılı kontrol ihtiyacı duymaması, durumdan şüphelenmemesi üzerine, sanığın mağdur ...’ın mevduat hesabından 300 TL para çektiği, 09.06.2009 günü yine aynı şekilde para çekmek istediğinde banka memuru ...’un kimlik bilgilerini kontrol etmesi sonucu durumun fark edilerek, kolluk güçlerine haber verilmesi üzerine yakalandığı anlaşılan olayda:
Sanığın eyleminin bankayı araç olarak kullanarak gerçekleştirdiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesi uyarınca mahkumiyeti yerine yazılı şekilde uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “16 gün”, “20 gün” “16 gün” ve “320 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “5 gün” ve “ 100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?