Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/825 K.2013/14645
Özet: (1) Sanık, avukatlık mesleğini icra etmeden kendisini avukat olarak tanıtarak ve kurum belgelerini kullanarak müşterilerden vekaletname alıp dolandırıcılık yapmıştır; (2) Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı nitelikli dolandırıcılıktan mahkum etmiş ve kararını oybirliğiyle onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanığın, avukat olmadığı halde kendisini avukat olarak tanıtarak, avukatlık bürosu olarak kullandığı iş yerine gelen müştekilere önceden hazırladığı kartvizitini ve vergi numarasını vererek müştekilerden vekaletname aldığı, bu bağlamda, müşteki ...'tan ceza davalarını takip etmesi için 1.500 TL; müşteki ...'den kat mülkiyeti davalarını takip etmek için 1.800 TL; müşteki ...'dan sahte olduğu iddiasıyla el konulan sürücü belgesinin geri iadesi sağlamak bakımından dava açmak üzere 1.000 TL; müşteki ...'dan iş yerinde yapılan hırsızlık olayının aydınlanmasında yardımcı olacağından ve davalara gireceğinden bahisle 300 TL; müşteki ... 'ndan açacağı bir tahliye davasıyla ilgili olarak 400 TL; müştekiler ... ve oğlu ...'dan bir kısım hukuki anlaşmazlıkların giderilmesi için müşteki ...'dan 2800 TL para aldığı anlaşıldığından, eylemlerinin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanığın, avukat olmadığı halde kendisini avukat olarak tanıtarak, avukatlık bürosu olarak kullandığı iş yerine gelen müştekilere önceden hazırladığı kartvizitini ve vergi numarasını vererek müştekilerden vekaletname aldığı, bu bağlamda, müşteki ...'tan ceza davalarını takip etmesi için 1.500 TL; müşteki ...'den kat mülkiyeti davalarını takip etmek için 1.800 TL; müşteki ...'dan sahte olduğu iddiasıyla el konulan sürücü belgesinin geri iadesi sağlamak bakımından dava açmak üzere 1.000 TL; müşteki ...'dan iş yerinde yapılan hırsızlık olayının aydınlanmasında yardımcı olacağından ve davalara gireceğinden bahisle 300 TL; müşteki ... 'ndan açacağı bir tahliye davasıyla ilgili olarak 400 TL; müştekiler ... ve oğlu ...'dan bir kısım hukuki anlaşmazlıkların giderilmesi için müşteki ...'dan 2800 TL para aldığı anlaşıldığından, eylemlerinin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.