‹ Ana sayfa
Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku Bankacılık ve Finans Hukuku

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/6626 K.2014/737

Esas No: 2012/6626 · Karar No: 2014/737 · Karar Tarihi: 21.01.2014
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanığın sahte kimlik ve belgeler kullanarak banka kredisi çekmesiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlemiş olması. Mahkemenin sonucu: Sanık, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkum edilerek hapis cezasına çarptırılmıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜM: Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.5237 sayılı TCK'nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır. Sanıklar ... ile hakkındaki hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık ...'in 28/05/2008 tarihinde birlikte Türkiye İş Bankası Bakırköy ... Şubesine kredi çekmek için müracaat ettikleri, sanık ...'ın borçlu ve kefil olarak sanık ...'ın ise, ...'a ait kimlik bilgilerini ve kendisine ait fotoğrafı içeren sahte nüfus cüzdanı fotokopisini ve bir kısım ikemetgah ilmihaberi, vergi levhası ve maaş belgesi gibi bir kısım sahte belgeler ibraz ederek kredi sözleşmesini imzaladıkları, evrakın düzenlenmesi sırasında sanık ...'in sahte kimlik belgesi kullandığını sanık ...'ın bildiği, krediyi çekmesi halinde sanık ...'e para vermeyi vadettiği, daha sonra düzenlenen bu evraka dayalı olarak sanık ...'ın bankadan 5.000 TL kredi çektiği, bu şekilde sanığın dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilen olayda; 1-Sanık hakkında sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Sanığın sahte olduğunu bildiği belgeleri kullanmak suretiyle bahse konu kredi çekerek menfaat temin ettiği anlaşılmakla, atılı suçun sübut bulduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 2-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; Sanık müdafiinin katılan kurumun zararının karşılandığını beyan etmesi, dosyada mevcut bankanın ödeme ve taksit tablosu itibariyle bir kısım taksitlerin ödendiğinin bildirilmesi ve sanığın temyiz dilekçesinde zararı karşıladığı belirterek buna dair belge sunması karşısında; katılan bankanın zararının tamamen karşılanıp karşılanmadığı, ne zamanı karşılandığı ile zararın kısmen karşılandığının anlaşılması halinde ise, kısmi tazminde bulunulması nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası bulunup bulunmadığı hususları tespit edilerek, sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 168/2-4. Maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin sanık hakkında uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?