Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/2643 K.2012/36530
Özet: Uyuşmazlık, bedelsiz senet kullanma suçundan şüpheli olan dört kişinin soruşturulması ve Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/3323 sayılı kovuşturma kararıyla ilgili kanun yararına bozma talebine dayanmaktadır. Mahkeme, Yargıtay’ın kararını bozmaya karar vererek dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiyeye göndermesini kabul etmiştir.
Bedelsiz senedi kullanma suçundan şüpheliler ..., ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28/09/2011 tarihli ve 2011/4657 soruşturma, 2011/3323 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin 28/10/2011 tarihli ve 2011/876 değişik ... sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 17/01/2012 gün ve 2011/576/2766 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/02/2012 gün ve 2012/28781 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636 esas, 2007/9375 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun'un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun islendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun'un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun'un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısının 5271 sayılı Kanun'un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun'un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karsısında, müşteki ...'ın kollukta verdiği İfadesinde, şüpheli ...'ın diğer şüpheli ...'a olan borcu nedeniyle tanzim edilen suça konu senet üzerindeki kefil imzasının kendisine ait olduğunu, ancak diğer kısımlarının boş olarak verildiğini beyan etmesi, keza şüpheli ...'ın yine kolluk tarafından alınan 12/09/2011 tarihli ifadesinde, diğer şüpheli ...'ın kendisine olan borcu sebebiyle suça konu senedin kendisine teminat olarak verildiğini, senedin şüpheli ... ve müşteki ...'ın birlikte imzalayarak kendisine verdiklerini, ancak alacaklı kısmı, tarih, miktar ve ciro bölümlerinin boş olduğunu, daha sonra senedi bu haliyle diğer şüpheli ...'a iade ettiğini beyan etmiş olması karsısında, şüpheli ...'un ifadesinde söylediği gibi, suça konu senetle ...'ın hiçbir ilgisinin olmadığı yönündeki savunmasının gerçekle bağdaşmadığı, hayatın olağan akışına göre olayla ilgisi olmayan bir kişinin tüm bu ayrıntıları bilmesinin imkansız olduğu nazara alındığında, mevcut delillerin kamu davası açmak için yeterli olduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden ... Ağır Ceza Mahkemesinden itiraz üzerine verilen 28.10.2011 gün ve 2011/876 D. ... sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636 esas, 2007/9375 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun'un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun islendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun'un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun'un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısının 5271 sayılı Kanun'un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun'un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karsısında, müşteki ...'ın kollukta verdiği İfadesinde, şüpheli ...'ın diğer şüpheli ...'a olan borcu nedeniyle tanzim edilen suça konu senet üzerindeki kefil imzasının kendisine ait olduğunu, ancak diğer kısımlarının boş olarak verildiğini beyan etmesi, keza şüpheli ...'ın yine kolluk tarafından alınan 12/09/2011 tarihli ifadesinde, diğer şüpheli ...'ın kendisine olan borcu sebebiyle suça konu senedin kendisine teminat olarak verildiğini, senedin şüpheli ... ve müşteki ...'ın birlikte imzalayarak kendisine verdiklerini, ancak alacaklı kısmı, tarih, miktar ve ciro bölümlerinin boş olduğunu, daha sonra senedi bu haliyle diğer şüpheli ...'a iade ettiğini beyan etmiş olması karsısında, şüpheli ...'un ifadesinde söylediği gibi, suça konu senetle ...'ın hiçbir ilgisinin olmadığı yönündeki savunmasının gerçekle bağdaşmadığı, hayatın olağan akışına göre olayla ilgisi olmayan bir kişinin tüm bu ayrıntıları bilmesinin imkansız olduğu nazara alındığında, mevcut delillerin kamu davası açmak için yeterli olduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden ... Ağır Ceza Mahkemesinden itiraz üzerine verilen 28.10.2011 gün ve 2011/876 D. ... sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.