‹ Ana sayfa
Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/22089 K.2013/19266

Esas No: 2012/22089 · Karar No: 2013/19266 · Karar Tarihi: 05.12.2013
Özet: Uyuşmazlık, sanığın dinî inanç ve duygularını kötüye kullanarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıdır; mahkeme, bu iddianın delillerle desteklendiğini kabul ederek sanığı 11. Ceza Dairesi kararının kesinleştiği şekilde mahkum etmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık

HÜKÜM: Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK'nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.

Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.

Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.

Sanığın aynı eylem nedeni ile hakkında mahkumiyet kararı verilen ve bu cezası 11. Ceza Dairesi tarafından 05.05.2009 tarih, 2009/206 esas ve 2009/5204 karar sayılı ilamı ile kesinleşen ... ile birlikte hareket ettiği, bu kapsamda ...'in şikayetçileri yolda gördüğü ve “beni tanıdın mı teyze?” diyerek şikayetçi ... ile konuşmaya başladığı, şikayetçilerin kendisine tanımadıklarını söylemeleri üzerine “ben ...'ın arkadaşıyım” dediği, şikayetçi ...'in “hangi ...” diye sorması üzerine söze giren şikayetçi ... “...'nin oğlu ... mı?” dediği bunun üzerine ...'in “... teyze nasıl” diyerek samimiyet kurduğu, ardından dedesinin hacda öldüğünü geride 20.000,00 TL parasının kaldığını ... ile telefonda konuştuklarını, şikayetçilerin köylerindeki fakir fukaraya dağıtılmak üzere bu parayı vereceğini söyleyerek bir binaya girip 2000,00 TL para getirdiği, tam bu parayı verecekken daha sonra şikayetçilerin fotoğraflarından teşhis ettikleri sanık ...'in paranın verilmeden önce okutulmasının gerektiğini söylediği, bunun üzerine sanığın parayı okutmak için gittiği, geri geldiğinde hocanın şikayetçilerin de parasının okutulmasının gerektiğini, paraların birbirine aktarılmasını istediğini söyleyerek şikayetçi ...'den bir adet bilezik, üç adet çeyrek altın ve 400 Euro parayı alıp ortadan kayboldukları somut olayda; dini duygularını kötüye kullanması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?