Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/2171 K.2013/20603
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın Türk Telekom adına telefon faturası tahsilatı yaparak hileli davranışlarla dolandırıcılık suçunu işlemiş olmasıdır; mahkeme, sanığın bu eylemlerinin dolandırıcılık suçu oluşturduğunu kabul ederek hapis cezası ve adli para cezası belirlemiştir. Bu karar, 5320 sayılı Kanun'un ilgili maddelerine göre düzeltilerek onaylanmıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, ... ili ... İlçesi ... Caddesi üzerinde ... Grup Vezne adı altında bir işyeri açtığı, bu işyerinin, Türk Telekom Şirketi adına telefon paralarını tahsil etme yetkisi olmadığı halde, sanığın burayı fatura ödeme aracı merkezi gibi çalıştırarak insanlardan para topladığı, bu şekilde, sanığın, müştekiden telefon faturası tahsilatı adı altında 19,50 TL para aldığı ve üzerinde işyerinin adının bulunduğu tahsilat makbuzunu müştekiye verdiği, daha sonra bu paranın, gerçekte Türk Telekom'a yatırılmadığının anlaşılması üzerine yapılan incelemede, sanığın Türk Telekom ile herhangi bir bağlantısı bulunmamasına rağmen tahsilat yaptığının belirlendiği, böylece sanığın, hileli hareketlerde haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, müşteki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla "6 günF, "5 gün" ve "100 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "4 gün" ve "80 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, ... ili ... İlçesi ... Caddesi üzerinde ... Grup Vezne adı altında bir işyeri açtığı, bu işyerinin, Türk Telekom Şirketi adına telefon paralarını tahsil etme yetkisi olmadığı halde, sanığın burayı fatura ödeme aracı merkezi gibi çalıştırarak insanlardan para topladığı, bu şekilde, sanığın, müştekiden telefon faturası tahsilatı adı altında 19,50 TL para aldığı ve üzerinde işyerinin adının bulunduğu tahsilat makbuzunu müştekiye verdiği, daha sonra bu paranın, gerçekte Türk Telekom'a yatırılmadığının anlaşılması üzerine yapılan incelemede, sanığın Türk Telekom ile herhangi bir bağlantısı bulunmamasına rağmen tahsilat yaptığının belirlendiği, böylece sanığın, hileli hareketlerde haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, müşteki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla "6 günF, "5 gün" ve "100 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "4 gün" ve "80 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.