‹ Ana sayfa
Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/20404 K.2013/7954

Esas No: 2012/20404 · Karar No: 2013/7954 · Karar Tarihi: 30.04.2013
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanığın kamu malına zarar verme, görevini yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine hakaret suçlarından mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz başvurusu. Mahkeme: Tüm temyiz taleplerini reddederek sanığı aynı hükümlere bağlayarak mahkumiyeti onayladı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kamu malına zarar verme, İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak, Görevi yaptırmamak için direnme, Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret

HÜKÜM: Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1) Sanık hakkında kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.

Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.

5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir ... için değil, görevine giren bir ... için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.

Develi B Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumunda bir başka suçtan hükümlü olarak bulunmakta olan sanığın, disiplin cezası nedeniyle hücrede bulunduğu esnada sabah saatlerinde görevli infaz koruma memurlarının sayım için sanığa seslenmeleri ancak sanığın ses vermemesi üzerine içeri giren şikayetçi memurların sanığın üzerine örttüğü battaniyeyi çekip almaları üzerine sanığın görevlilere hitaben "s..kerim sizi" diyerek hakaret etmesi, öğle saatlerinde havalandırma kısmına alındığında görevlilerden çay isteyen sanığa görevlilerin çay bulunmadığını söylemelerine sinirlenerek kendisine ait masayı kırıp olay yerine toplanan görevlilere kırılan bir parçayı da teşhir ederek "üzerime gelmeyin size vururum" diyerek tehdit etmesi, masanın kırılan parçalarını görevlilerin üzerine fırlatarak şikayetçiler ... ve ...'yı yaralaması, tekrar hücreye konulan sanığın hücre penceresinin camına vurarak kırması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin "kamu malına zarar verme", "görevi yaptırmamak için direnme", "kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret" suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup; sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtima koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 43/2. maddesinin uygulanması gerekliliğine uyulmayıp eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın hücreye konulduğunda eğilerek kalorifer peteğinin altında bir yere bakması üzerine yapılan aramada, bir kağıda sarılı vaziyette plastik kısımları kırılmış permatik jileti ele geçmesi şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı TCK.nun 297. maddesinin ikinci fıkrasında yazılı suçu oluşturacağı, anılan fıkranın Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra 21.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 07.07.2011 tarih ve 69-116 sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle eylemin suç olmaktan çıkması karşısında, gerekli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra yasal düzenlemedeki değişiklik nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?