Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/1854 K.2013/20698
Özet: Mahkeme, sanığın 27.06.2009 tarihinde elde edilen ve 07.07.2009’de süresi dolan temyiz talebini reddederek, 23.12.2013’te oybirliğiyle karar vererek mahkûmiyet kararı onayladı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen 29.04.2009 tarihli hükümde, karara karşı, mahkemeye hitaben yazılacak dilekçe ile başvurmak veya tutanağa geçirilmek üzere mahkeme katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle yedi gün içerisinde temyiz yoluna gidilebileceğinin belirtildiği, öte yandan yoklukta verilen hükme ilişkin temyiz süresinin, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesiyle, yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde “tebliğ” kelimesine yer verilmemesi ile başvuru şeklinin gösterilmemesinin sanık açısından kanun yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği, kaldı ki, sanığın yasal süresinden sonra verdiği temyiz dilekçesinde bu ifadenin temyiz süresinin başlangıcı konusunda kendisini yanılgıya düşürdüğüne ilişkin bir iddiada da bulunmadığından, sanığın posta yoluyla mahkemeye hitaben göndermiş olduğu temyiz talebini içeren dilekçesinin mahkemesine ulaştığı günü gösterir hakim havalesinin 07.07.2009 tarihinde yapılması nedeniyle temyiz isteminin süresinde olduğu yönünde görüş belirten tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın yokluğunda verilen hükmün kendisine 27.06.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 07.07.2009 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen 29.04.2009 tarihli hükümde, karara karşı, mahkemeye hitaben yazılacak dilekçe ile başvurmak veya tutanağa geçirilmek üzere mahkeme katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle yedi gün içerisinde temyiz yoluna gidilebileceğinin belirtildiği, öte yandan yoklukta verilen hükme ilişkin temyiz süresinin, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesiyle, yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde “tebliğ” kelimesine yer verilmemesi ile başvuru şeklinin gösterilmemesinin sanık açısından kanun yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği, kaldı ki, sanığın yasal süresinden sonra verdiği temyiz dilekçesinde bu ifadenin temyiz süresinin başlangıcı konusunda kendisini yanılgıya düşürdüğüne ilişkin bir iddiada da bulunmadığından, sanığın posta yoluyla mahkemeye hitaben göndermiş olduğu temyiz talebini içeren dilekçesinin mahkemesine ulaştığı günü gösterir hakim havalesinin 07.07.2009 tarihinde yapılması nedeniyle temyiz isteminin süresinde olduğu yönünde görüş belirten tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın yokluğunda verilen hükmün kendisine 27.06.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 07.07.2009 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.