Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/13360 K.2013/13832
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanıkların dolandırıcılık suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde, temyiz başvurusunun geç sürede yapılması ve hileli davranışın niteliğinin değerlendirilmesiyle ilgili hukuki hususlar. Mahkeme sonucu: Temyiz başvuruları 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereği reddedildi; mahkumiyet kararı bozulmadı, ancak temyiz itirazlarının geç yapıldığı gerekçesiyle kararın bazı kısımları düzeltilerek yeniden duruşma yapılmadan hüküm onaylandı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... Şal yönünden yapılan temyiz talebine yönelik incelemede;
Sanığın yüzüne karşı tefhim olunan 06/07/2011 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 07/03/2012 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların birlikte hareket ederek şuç işleme kararı ile aralarında anlaşarak olay günü mağdurların bulunduğu Dualar köyüne gittikleri, mağdur ...'den 17.750,00 TL'ye beş adet büyük baş hayvan, mağdur ...'den 3.500,00 TL'ye bir adet büyük baş hayvan aldıkları, hayvanların sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini söyleyerek İlçe Tarım Müdürlüğüne götürülmesi gerektiğini belirttikleri, bu şekilde hayvanları sanıklara ait kamyona yüklenmesini sağladıkları, mağdurlara parayı ...'daki bankadan çekip vereceklerini söyledikleri, sanık ...'ün temyize gelmeyen diğer sanık ... ile birlikte yanlarına mağdur ... ve tanık Mehmet’ide alarak ...'a gittikleri, sanıklar ... ve ...'in kamyona yükledikleri hayvanları ... Tarım İl Müdürlüğü’ne götürdükleri söyleyerek yola çıktıkları, sanık ...'ün ...'a geldiklerinde banka şubesine girip çıktığı ve mağdura bankadan parayı çekemediğini söylediği, parayı Bigadiç ilçesindeki oğlunun ... ilçesine getireceğini söyleyerek mağdur ...'e 1.000,00 TL para verdiği, bu şekilde geri kalan paranın ödeneceği konusunda mağdurda güven oluşturduğu, daha sonra birlikte mağdurların aracının bulunduğu Gelenbe kasabasına geldikleri, mağdura siz kendi aracınıza binin sonra bizi takip edin demelerine mağdur ve tanık kendi aracına binmeden sanıkların araçları ile olay yerinden uzaklaştıkları, mağdur ...'in sanıkların peşlerinden gittiği ancak yetişememesi nedeniyle izini kaybettiği, mağdur ...'in bunun üzerine ... İlçe Tarım Müdürlüğü’ne gittiği, ancak sanıkların ve satmış olduğu hayvanların orada bulunmadığını görünce dolandırıldığını anladığı olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel ceza tayin edilirken uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının ilgili yerlerine uygulanan kanun ve maddesinin “TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca” ibaresi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... Şal yönünden yapılan temyiz talebine yönelik incelemede;
Sanığın yüzüne karşı tefhim olunan 06/07/2011 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 07/03/2012 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların birlikte hareket ederek şuç işleme kararı ile aralarında anlaşarak olay günü mağdurların bulunduğu Dualar köyüne gittikleri, mağdur ...'den 17.750,00 TL'ye beş adet büyük baş hayvan, mağdur ...'den 3.500,00 TL'ye bir adet büyük baş hayvan aldıkları, hayvanların sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini söyleyerek İlçe Tarım Müdürlüğüne götürülmesi gerektiğini belirttikleri, bu şekilde hayvanları sanıklara ait kamyona yüklenmesini sağladıkları, mağdurlara parayı ...'daki bankadan çekip vereceklerini söyledikleri, sanık ...'ün temyize gelmeyen diğer sanık ... ile birlikte yanlarına mağdur ... ve tanık Mehmet’ide alarak ...'a gittikleri, sanıklar ... ve ...'in kamyona yükledikleri hayvanları ... Tarım İl Müdürlüğü’ne götürdükleri söyleyerek yola çıktıkları, sanık ...'ün ...'a geldiklerinde banka şubesine girip çıktığı ve mağdura bankadan parayı çekemediğini söylediği, parayı Bigadiç ilçesindeki oğlunun ... ilçesine getireceğini söyleyerek mağdur ...'e 1.000,00 TL para verdiği, bu şekilde geri kalan paranın ödeneceği konusunda mağdurda güven oluşturduğu, daha sonra birlikte mağdurların aracının bulunduğu Gelenbe kasabasına geldikleri, mağdura siz kendi aracınıza binin sonra bizi takip edin demelerine mağdur ve tanık kendi aracına binmeden sanıkların araçları ile olay yerinden uzaklaştıkları, mağdur ...'in sanıkların peşlerinden gittiği ancak yetişememesi nedeniyle izini kaybettiği, mağdur ...'in bunun üzerine ... İlçe Tarım Müdürlüğü’ne gittiği, ancak sanıkların ve satmış olduğu hayvanların orada bulunmadığını görünce dolandırıldığını anladığı olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel ceza tayin edilirken uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının ilgili yerlerine uygulanan kanun ve maddesinin “TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca” ibaresi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.