Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/10783 K.2014/4635
**MAHKEMESİ:**Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, önceden tanıdığı katılana bir kafede tost ısmarlayıp kız arkadaşına mesaj göndereceğini söyleyerek katılandan telefonunu istediği, katılanın telefonunu vermesinin ardından kendi kartını takıp kullandığı, daha sonra birlikte bir internet cafeye gittikleri, ayrı masalara oturdukları, bir süre sonra katılanın sanığın masasına giderek telefonunu istediği, sanığın biraz önce gelen arkadaşlarının telefonu götürmüş olduklarını, yol parası verirse alıp geleceğini söylediği, katılanın parasının olmadığını söylemesi üzerine sanığın yarım saate kadar telefonu getireceğini söyleyip gittikten sonra ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı olayda, eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın telefonu katılandan aldıktan sonra yanından ayrılmayıp bir süre birlikte vakit geçirdiklerinin anlaşılması karşısında zilyetliğin devrinin gerçekleşmiş olması nedeniyle eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğuna yönelik tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2- Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK'nın 61/8. maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanğın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından " 300 TL” adli para cezası ibaresinin çıkarılarak yerine, sırasıyla " 5 gün" ve “100 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, önceden tanıdığı katılana bir kafede tost ısmarlayıp kız arkadaşına mesaj göndereceğini söyleyerek katılandan telefonunu istediği, katılanın telefonunu vermesinin ardından kendi kartını takıp kullandığı, daha sonra birlikte bir internet cafeye gittikleri, ayrı masalara oturdukları, bir süre sonra katılanın sanığın masasına giderek telefonunu istediği, sanığın biraz önce gelen arkadaşlarının telefonu götürmüş olduklarını, yol parası verirse alıp geleceğini söylediği, katılanın parasının olmadığını söylemesi üzerine sanığın yarım saate kadar telefonu getireceğini söyleyip gittikten sonra ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı olayda, eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın telefonu katılandan aldıktan sonra yanından ayrılmayıp bir süre birlikte vakit geçirdiklerinin anlaşılması karşısında zilyetliğin devrinin gerçekleşmiş olması nedeniyle eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğuna yönelik tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2- Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK'nın 61/8. maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanğın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından " 300 TL” adli para cezası ibaresinin çıkarılarak yerine, sırasıyla " 5 gün" ve “100 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.