Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/67640 K.2013/11279
Özet: (1) Sanık, PTT’ye sağlık hizmetlerinden yararlanmak amacıyla babasının sigortalı olduğu halde tedavi yardım beyannameleri sunarak kurumdan 172,71 TL’lik harcama yapmasına sebep olduğunu iddia etti; (2) Mahkeme, sanığın eyleminin hile boyutuna ulaşmadığını ve kurumun zarar görmediğini belirterek beraat kararını onayladı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ: Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM: Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. İncirliova PTT Müdürlüğü’nde memur olarak çalışan sanık ...’ın, 01.01.1986’dan itibaren sigortalı olarak çalışan ve Bağ-kura tabi olan babası ...’na bakmakla yükümlü olduğunu belirtip, çalıştığı kuruma tedavi yardım beyannameleri vererek PTT’nin sağlık hizmetlerinden yararlandırdığı, bu şekilde kurumun 172,71 TL’lik sağlık harcaması yapmasına sebebiyet verdiğinin iddia edildiği olayda; sigortadan yararlanan ...’nun gerçekte hastalanarak tedavi gördüğü ve sanığın sağlık hizmetlerinden yararlanmasa bile sosyal güvencesi kapsamında söz konusu tedavi giderlerinin yine kurumca karşılanmasının gerekeceği, kurum yetkililerinin, sigortalı kişilerin başka sosyal güvenceleri olup olmadığını denetleme ve kontrol yükümlülüklerinin bulunması nedeniyle sanık tarafından bildirim yapılmayarak sağlık karnesinin kuruma iade edilmemesinin hile boyutuna ulaşan eylem niteliğinde olmadığı, ayrıca, suç tarihinden sonra sosyal güvenlik hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde birleştirilmesi sonucunda harcamaların ortak bir kaynaktan yapılması nedeniyle kurumun herhangi bir zararının da oluşmayacağı hususları gözetilerek, mahkemece sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. İncirliova PTT Müdürlüğü’nde memur olarak çalışan sanık ...’ın, 01.01.1986’dan itibaren sigortalı olarak çalışan ve Bağ-kura tabi olan babası ...’na bakmakla yükümlü olduğunu belirtip, çalıştığı kuruma tedavi yardım beyannameleri vererek PTT’nin sağlık hizmetlerinden yararlandırdığı, bu şekilde kurumun 172,71 TL’lik sağlık harcaması yapmasına sebebiyet verdiğinin iddia edildiği olayda; sigortadan yararlanan ...’nun gerçekte hastalanarak tedavi gördüğü ve sanığın sağlık hizmetlerinden yararlanmasa bile sosyal güvencesi kapsamında söz konusu tedavi giderlerinin yine kurumca karşılanmasının gerekeceği, kurum yetkililerinin, sigortalı kişilerin başka sosyal güvenceleri olup olmadığını denetleme ve kontrol yükümlülüklerinin bulunması nedeniyle sanık tarafından bildirim yapılmayarak sağlık karnesinin kuruma iade edilmemesinin hile boyutuna ulaşan eylem niteliğinde olmadığı, ayrıca, suç tarihinden sonra sosyal güvenlik hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde birleştirilmesi sonucunda harcamaların ortak bir kaynaktan yapılması nedeniyle kurumun herhangi bir zararının da oluşmayacağı hususları gözetilerek, mahkemece sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.