Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/26310 K.2012/6168
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın karşılıksız çek keşide etmek suçundan 1.350 Türk lirası adli para cezasına çarptırılması ve bu kararın kesinleşip kesinleşmediği hususundaki kanun yararına bozma talebidir. Mahkeme, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.06.2010 tarihli kararının temyiz süresinin işlemesine engel olmadığını ve kanun yollarının açıkça gösterilmediği gerekçesiyle kanun yararına bozma talebini reddederek, kararı kesinleşmiş kabul etmiş ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiyine karar vermiştir.
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ...'ın, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca 1.350 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılımasına dair Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2010 tarihli ve 2010/139 esas, 2010/604 sayılı kararını müteakip, Kayseri Cumhuriyet Başsvcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğinden hükmün yerine getirilmesine devam edilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 24.11.2010 tarihli ve 2010/139 esas, 2010/604 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemisinin 03.12.2010 tarihli ve 2010/1598 müteferrik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 15.02.2011 gün ve 2010/1673/9205 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2011 gün ve 2011/110027 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.07.2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, söz konusu kararda başvuru mercii ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları gösterilmediği gibi, kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli, sürenin başlangıcı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2010 tarihli kararın kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususna yönelik Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 24.11.2010 tarihli ek karara yönelik itirazın kabulü yerine, reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ayrıntıları Y.C.G.K.'nun 05.10.2010 tarih ve 2-169 esas, 188 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; usulüne uygun olarak sanığa tebliğini müteakip süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2010 tarih ve 2010/139 esas 2010/604 sayılı kararında kanun yolu merciinin gösterilmemiş olmasının temyiz süresinin işlemesine engel olmadığı, ayrıca hükümde başvurulacak yasa yolu süresi açıkça belirtildikten sonra "temyiz yolu açık olmak üzere" denilmek suretiyle temyizen inceleme merciinin Yargıtay olduğunda kuşku bulunmaması ile kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşmesi hususunun yargılama faaliyetinin doğal sonucu olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.07.2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, söz konusu kararda başvuru mercii ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları gösterilmediği gibi, kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli, sürenin başlangıcı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2010 tarihli kararın kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususna yönelik Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 24.11.2010 tarihli ek karara yönelik itirazın kabulü yerine, reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ayrıntıları Y.C.G.K.'nun 05.10.2010 tarih ve 2-169 esas, 188 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; usulüne uygun olarak sanığa tebliğini müteakip süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2010 tarih ve 2010/139 esas 2010/604 sayılı kararında kanun yolu merciinin gösterilmemiş olmasının temyiz süresinin işlemesine engel olmadığı, ayrıca hükümde başvurulacak yasa yolu süresi açıkça belirtildikten sonra "temyiz yolu açık olmak üzere" denilmek suretiyle temyizen inceleme merciinin Yargıtay olduğunda kuşku bulunmaması ile kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşmesi hususunun yargılama faaliyetinin doğal sonucu olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.