‹ Ana sayfa
Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/24060 K.2013/8002

Esas No: 2011/24060 · Karar No: 2013/8002 · Karar Tarihi: 30.04.2013
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanık …'in dolandırıcılık suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararının temyizinde, yasal sürenin geçmesi ve hileli davranışın niteliğiyle ilgili delillerin değerlendirilmesidir. Mahkeme, temyiz talebini reddederek, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesine uygun olarak mahkumiyet kararını onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
...

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde:
Sanığın yokluğunda verilip 07/11/2008 tarihinde tebliğ olunan mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 24/11/2008 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

...,... İlçesi'nde sebze ve meyve komisyonculuğu yapmakta olan müştekinin portakal satın almak için Kumluca'ya geldiği, sanık ...'le görüştüğü, sanık ...'in müştekiye, arkadaşı olan sanık ...'ın portakal bahçesinde bulunan ürünlerin satılık olduğunu söyleyip Hasanın portakal bahçesiymiş gibi tanıklar ... ve ...'e ait olan portakal bahçesine götürüp sanık ... ile tanıştırdığı, katılanın sanık ... ile yaptığı pazarlık sonucunda portakal bahçesinde bulunan ürünleri 45.000YTL. karşılığında satın aldığı, katılanın borcunun 5.000 TL.'sini peşin olarak sanık ...'a ödediği, kalan borcu için ise sanık ...'a 15.000 TL, 15.000 TL ve 10.000 TL bedelli üç ayrı senet verdiği, şikayetçinin 06/02/2007 tarihinde satın aldığı ürünleri toplamak için portakal bahçesine gittiği sırada portakal bahçesinin sanık ...'a ait olmadığını öğrendiği olayda sanık ...'un diğer sanık ... ile hareket ederek müştekiye karşı dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ...'un yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61. maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi,
2-Adli para cezalarının infazını düzenleyen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesinde adli para cezasının ödeme emrinin tebliği üzerine belli süre içinde ödenmesi gerektiği açıkça düzenlenmiş olduğu halde; TCK'nın 52/4. maddesi gereğince adli para cezasının taksitle ödenmesine karar verilirken hüküm fıkrasında "hükmün kesinleşmesinden itibaren" şeklinde karar verilmek suretiyle ilk taksidin ödenme zamanı konusunda yasaya aykırı hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık sanık ...'un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasının takside bağlanmasına ilişkin bölümde yer alan "hükmün kesinleşmesinden itibaren ..." ibaresinin çıkartılması, ayrıca; adli para cezasına ilişkin bölümde yer alan sırasıyla "120 gün", "100 gün" ve "2000 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "4 gün" ve " 80 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?