Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/23357 K.2012/35478
Özet: (1) Sanık, bir aracın kaza sonrası hasar görmesi, ardından sahte bir çalıntı iddiasıyla sigorta şirketinden 9.000 TL alması yoluyla dolandırıcılık suçunu işledi; (2) Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın suçunu tespit ederek 5237 sayılı TCK’nın 158/1‑k maddesine göre mahkumiyet kararı verdi ve karar kesinleşerek onandı.
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza MahkemesiSUÇ : Dolandırıcılık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü;Mahkemece 5252 Sayılı Kanunun 9/3.maddesi uyarınca lehe olan kanunun 765 ve 5237 Sayılı TCK'nun hükümleri ayrı ayrı olaya uygulanarak belirlenmesi gerekirken, buna uyulmaması, sanığın oluşu kabul edilen eyleminin iddianame sevkinde de yer alan 765 Sayılı TCK'nun 504/2 ve 522.maddelerine uyması ve alt sınırdan dahi yapılacak uygulamanın açıkça sanık aleyhine olduğunun görülmesi karşısında bozma nedeni sayılmamıştır.Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nun 158/1-k madde ile mahkumiyet kararı verildiği halde aynı yasanın 53.maddesinin uygulanmamış ise de, hapis cezasıyla mahkumiyetin doğal sonucu olarak infaz aşamasında bu hususta karar alınabileceği kabul edilerek yapılan incelemede,Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.Somut olayda;Sanığın haricen satın aldığı otonun 11/08/2001 tarihinde arkadaşı olan Mehmet Taş'ta geçici olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada ağır hasar görmesi sonrasında tanık ...'ya ait işyerine sanığın bilgisi dahilinde çekici ile getirilip bırakıldığı, sanık aracı buradan gelip almadan, 31/07/2001 tarihinde katılan ... şirketine kasko yaptırıp,, 28/10/2001 de ise bu defa aracın Şanlıurfa ilinde çalındığını iddia ile emniyet müdürlüğüne ihbarda bulunması, peşinden sigorta şirketinden çalınma nedeniyle oto bedelini talep ederek, şirketin ödemeyi kabul etmemesi üzerine, şirket aleyhine açtığı alacak davasının lehine sonuçlanması ve kesinleşen bu hükümle icra takibine giderek sigorta şirketinden 9.000. TL araç bedelini yasal faiziyle birlikte 03/11/2004 tarihinde avukatı vasıtasıyla tahsil etmesi suretiyle gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
**HÜKÜM:** Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü;Mahkemece 5252 Sayılı Kanunun 9/3.maddesi uyarınca lehe olan kanunun 765 ve 5237 Sayılı TCK'nun hükümleri ayrı ayrı olaya uygulanarak belirlenmesi gerekirken, buna uyulmaması, sanığın oluşu kabul edilen eyleminin iddianame sevkinde de yer alan 765 Sayılı TCK'nun 504/2 ve 522.maddelerine uyması ve alt sınırdan dahi yapılacak uygulamanın açıkça sanık aleyhine olduğunun görülmesi karşısında bozma nedeni sayılmamıştır.Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nun 158/1-k madde ile mahkumiyet kararı verildiği halde aynı yasanın 53.maddesinin uygulanmamış ise de, hapis cezasıyla mahkumiyetin doğal sonucu olarak infaz aşamasında bu hususta karar alınabileceği kabul edilerek yapılan incelemede,Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.Somut olayda;Sanığın haricen satın aldığı otonun 11/08/2001 tarihinde arkadaşı olan Mehmet Taş'ta geçici olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada ağır hasar görmesi sonrasında tanık ...'ya ait işyerine sanığın bilgisi dahilinde çekici ile getirilip bırakıldığı, sanık aracı buradan gelip almadan, 31/07/2001 tarihinde katılan ... şirketine kasko yaptırıp,, 28/10/2001 de ise bu defa aracın Şanlıurfa ilinde çalındığını iddia ile emniyet müdürlüğüne ihbarda bulunması, peşinden sigorta şirketinden çalınma nedeniyle oto bedelini talep ederek, şirketin ödemeyi kabul etmemesi üzerine, şirket aleyhine açtığı alacak davasının lehine sonuçlanması ve kesinleşen bu hükümle icra takibine giderek sigorta şirketinden 9.000. TL araç bedelini yasal faiziyle birlikte 03/11/2004 tarihinde avukatı vasıtasıyla tahsil etmesi suretiyle gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.