Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/23075 K.2013/6680
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın bir mağduru kandırarak cep telefonunu alıp üçüncü şahısa satmasıyla dolandırıcılık suçundan hüküm getirilmesi üzerineydi; mahkeme, bu eylemin dolandırıcılık suçu oluşturduğunu kabul etti. Sonuç olarak, mahkeme 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereği kararını bozarak, CMUK'un 321. maddesine uygun olarak hükmü düzeltti ve yeniden duruşma yapılmadan kararını onayladı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
İddia ve oluşa uygun mahkemenin kabulünde dosya kapsamı itibariyle bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; suçtan zarar gören ... 'in, geçmişte aynı işyerinde çalışmış olmaları nedeniyle arkadaşı olan ve Boy ailesi fertlerinden olan tanık ... tarafından tanınan sanığın, ... 'in sabah çıkarken evde bıraktığı cep telefonunu, o evde yokken gelip kardeşi-tanık ...'dan (suçun mağduru) "..., cep telefonunu istiyor" deyip bu yalanla kandırarak alıp üçüncü şahsa satarak haksız yarar sağlamaktan ibaret eyleminin, "dolandırıcılık" suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin TCK.nun 168. ve CMK.nun 231. maddelerinin uygulanması gerektiğine yönelen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde, aynı gerekçeye dayanılarak adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün birim sayısının asgari hadden uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 1. paragrafından yer alan "15"; 3 ve 5. paragraflarındaki "300" rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla "5" ve "100", "100" rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Dolandırıcılık
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
İddia ve oluşa uygun mahkemenin kabulünde dosya kapsamı itibariyle bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; suçtan zarar gören ... 'in, geçmişte aynı işyerinde çalışmış olmaları nedeniyle arkadaşı olan ve Boy ailesi fertlerinden olan tanık ... tarafından tanınan sanığın, ... 'in sabah çıkarken evde bıraktığı cep telefonunu, o evde yokken gelip kardeşi-tanık ...'dan (suçun mağduru) "..., cep telefonunu istiyor" deyip bu yalanla kandırarak alıp üçüncü şahsa satarak haksız yarar sağlamaktan ibaret eyleminin, "dolandırıcılık" suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin TCK.nun 168. ve CMK.nun 231. maddelerinin uygulanması gerektiğine yönelen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde, aynı gerekçeye dayanılarak adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün birim sayısının asgari hadden uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 1. paragrafından yer alan "15"; 3 ve 5. paragraflarındaki "300" rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla "5" ve "100", "100" rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.