Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/20163 K.2012/45483
1 kez atıf aldı 1 bozma bağlamı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: 1. Sanığın, iki çekle ilgili sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamalarıyla karşı karşıya olduğu uyuşmazlık; 2. Mahkeme, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar vererek davayı bozdu (durdurdu).
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1-Sanığın müştekiye verdiği iki adet çekle ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2005/2675 esas 2006/535 esas sayılı iddianameleriyle sahtecilikten kamu davası açıldığı bunlardan ilkinin ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/1038 esas sayılı dosyası ile yargılamasının devam ettiğinin, anlaşılması karşısında sanığın aynı çekler nedeniyle sahtecilik ve dolandırıcılık eylemleriyle ilgili dosyalar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu dikkate alınarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi bakımından davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Çeklerdeki ciro silsilesinde isimleri bulunan şahısların araştırılarak gerçek şahıslar olduklarının anlaşılması halinde tanık sıfatıyla dinlenilmesi ve gerekli görülürse imza incelemeside yapıldıktan sonra elde edilecek sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1-Sanığın müştekiye verdiği iki adet çekle ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2005/2675 esas 2006/535 esas sayılı iddianameleriyle sahtecilikten kamu davası açıldığı bunlardan ilkinin ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/1038 esas sayılı dosyası ile yargılamasının devam ettiğinin, anlaşılması karşısında sanığın aynı çekler nedeniyle sahtecilik ve dolandırıcılık eylemleriyle ilgili dosyalar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu dikkate alınarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi bakımından davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Çeklerdeki ciro silsilesinde isimleri bulunan şahısların araştırılarak gerçek şahıslar olduklarının anlaşılması halinde tanık sıfatıyla dinlenilmesi ve gerekli görülürse imza incelemeside yapıldıktan sonra elde edilecek sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.