Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/16417 K.2012/42745
Özet: (1) Sanığın bilgisayar alım-satımı işiyle ilgili olarak, tanınmış bir firmanın temsilcisi olduğunu iddia ederek, piyasa fiyatının altında satabileceğini söyleyip cep telefonu numarasını bırakarak, satış bedelini iki havale ile alıp bilgisayarı teslim etmemesi dolandırıcılık suçunu oluşturur. (2) Mahkeme, bu eylemlerin dolandırıcılık suçunun unsurlarını taşıdığını kabul ederek sanığı mahkum etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığı, yurt dışı bağlantılı olarak bilgisayar alım-satım işleri ile uğraştığını, tanınmış bir firmanıın temsilcisi olduğunu belirtip, piyasa fiyatının altında elindeki bilgisayarı satabileceğini çocukluk arkadaşı tanık...'ya söyleyip "almak isteyen olursa beni arasın." deyip cep telefon numarasını bırakması, bilahare tanığın durumu şikayetçiye iletmesi neticesinde, şikayetçinin telefon vasıtasıyla sanıkla konuşup anlaşmaya varmaları, satış bedelinin bankaya hesap numarasına sanığın iki seferde havale yoluyla gönderilmesi, paranın veya bilgisayarın iade veya teslim edilmemesi suretiyle haksız yarar sağlanması şeklinde gerçekleşen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabülünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suçun unsurlarının oluşmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığı, yurt dışı bağlantılı olarak bilgisayar alım-satım işleri ile uğraştığını, tanınmış bir firmanıın temsilcisi olduğunu belirtip, piyasa fiyatının altında elindeki bilgisayarı satabileceğini çocukluk arkadaşı tanık...'ya söyleyip "almak isteyen olursa beni arasın." deyip cep telefon numarasını bırakması, bilahare tanığın durumu şikayetçiye iletmesi neticesinde, şikayetçinin telefon vasıtasıyla sanıkla konuşup anlaşmaya varmaları, satış bedelinin bankaya hesap numarasına sanığın iki seferde havale yoluyla gönderilmesi, paranın veya bilgisayarın iade veya teslim edilmemesi suretiyle haksız yarar sağlanması şeklinde gerçekleşen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabülünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suçun unsurlarının oluşmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.