Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/16077 K.2012/41492
Özet: Uyuşmazlık konusu, bir ev kiralama işi sırasında sanığın mağdurunu hileli davranışlarla dolandırarak 2.000 TL alması ve bu parayı geri ödememesiyle dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmadığıdır. Mahkeme, sanığın hileli hareketleriyle dolandırıcılık suçu işlediğini kabul ederek mahkumiyet kararı vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın bir ev kiralama işi nedeniyle mağdurla tanıştığı, daha sonra mağdurla sokakta karşılaşan sanığın, yurtdışına işçi götürdüğünü, kendisine yardımcı olabileceğini, sadece masraflar için 2.000 TL para aldığını, bunun yarısını peşin, diğer yarısını gittikten sonra aldığını söylediği, mağdurun bunu kabul ederek evrakları hazırladığı ve sanığa peşin olarak 1.000 TL para verdiği, sanığın bir süre sonra mağdurun bankaya borcu olduğunu, bu borcun ödenmemesi halinde yurtdışı için işlem yapamayacağını, ilgili bankanın avukatıyla görüştüğünü, paranın kendisi tarafından bu avukata ödenebileceğini belirterek mağdurdan para istediği, mağdurun bu borcun kapatılması için sanığa 1.000 TL daha para verdiği, aradan zaman geçmesine rağmen ne bu borcun kapatıldığı ne de mağdurun yurtdışına gidebildiği, mağdurun daha sonra sanığa ulaşamadığı, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ettiği olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, 5237 sayılı TCK 'nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, mağdurdan değişik tarihlerde tarihlerde 1.000 TL ve 1.000 TL olmak üzere ayrı ayrı birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasındaki isabetsizlik aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın bir ev kiralama işi nedeniyle mağdurla tanıştığı, daha sonra mağdurla sokakta karşılaşan sanığın, yurtdışına işçi götürdüğünü, kendisine yardımcı olabileceğini, sadece masraflar için 2.000 TL para aldığını, bunun yarısını peşin, diğer yarısını gittikten sonra aldığını söylediği, mağdurun bunu kabul ederek evrakları hazırladığı ve sanığa peşin olarak 1.000 TL para verdiği, sanığın bir süre sonra mağdurun bankaya borcu olduğunu, bu borcun ödenmemesi halinde yurtdışı için işlem yapamayacağını, ilgili bankanın avukatıyla görüştüğünü, paranın kendisi tarafından bu avukata ödenebileceğini belirterek mağdurdan para istediği, mağdurun bu borcun kapatılması için sanığa 1.000 TL daha para verdiği, aradan zaman geçmesine rağmen ne bu borcun kapatıldığı ne de mağdurun yurtdışına gidebildiği, mağdurun daha sonra sanığa ulaşamadığı, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ettiği olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, 5237 sayılı TCK 'nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, mağdurdan değişik tarihlerde tarihlerde 1.000 TL ve 1.000 TL olmak üzere ayrı ayrı birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasındaki isabetsizlik aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.