Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2012/1502 K.2012/2073
Özet: Uyuşmazlık, komşuluk hukukundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin bir davadır; davalı tarafın gerçek sıfatı ve sorumluluğu tartışılmıştır. Mahkeme, temyiz edilen kararın bozulmasına karar vererek, davalıların sıfatını ve sorumluluğunu yeniden incelemeye bırakmıştır.
MAHKEMESİ: SULH HUKUK MAHKEMESİ
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.10.2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, istek kısmen hüküm altına alınmış, bilirkişinin saptadığı 1.313.40 TL maddi, 300,00 TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, Assur İnşaat ve yetkilisi ... hasım gösterilmek suretiyle açılmıştır.
Belirtmek gerekir ki, bir davanın başarıyla sonuçlanması o davanın gerçek hasım aleyhine açılması halinde olanaklıdır. Başka bir deyişle, davalı gösterilen kişinin o davada gerçek anlamda davalı sıfatının bulunması gerekir. 6100 sayılı HMK’nun 50. maddesine göre medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan davada da taraf ehliyetine sahiptir. Davalı gösterilenlerden Assur İnşaatın gerçek ya da tüzel kişi olup olmadığı belli değildir. Dolayısıyla, davada davalı sıfatı tartışmalıdır. Diğer taraftan, davalı ...’in hangi nedenle davada taraf durumunu aldığı yönü üzerinde de durulmamıştır.
Mahkemece öncelikle davalıların sıfatı ve meydana geldiği iddia edilen zarardaki etki ve katkıları üzerinde durulmalı, davada sıfat sorunundaki tartışma giderildikten sonra çekişmenin esası inceleme konusu yapılmalıdır.
Değinilen yönler üzerinde durulmaksızın uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve davalıların sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmadığından, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.10.2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, istek kısmen hüküm altına alınmış, bilirkişinin saptadığı 1.313.40 TL maddi, 300,00 TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, Assur İnşaat ve yetkilisi ... hasım gösterilmek suretiyle açılmıştır.
Belirtmek gerekir ki, bir davanın başarıyla sonuçlanması o davanın gerçek hasım aleyhine açılması halinde olanaklıdır. Başka bir deyişle, davalı gösterilen kişinin o davada gerçek anlamda davalı sıfatının bulunması gerekir. 6100 sayılı HMK’nun 50. maddesine göre medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan davada da taraf ehliyetine sahiptir. Davalı gösterilenlerden Assur İnşaatın gerçek ya da tüzel kişi olup olmadığı belli değildir. Dolayısıyla, davada davalı sıfatı tartışmalıdır. Diğer taraftan, davalı ...’in hangi nedenle davada taraf durumunu aldığı yönü üzerinde de durulmamıştır.
Mahkemece öncelikle davalıların sıfatı ve meydana geldiği iddia edilen zarardaki etki ve katkıları üzerinde durulmalı, davada sıfat sorunundaki tartışma giderildikten sonra çekişmenin esası inceleme konusu yapılmalıdır.
Değinilen yönler üzerinde durulmaksızın uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve davalıların sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmadığından, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.