Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2011/2155 K.2011/3896
Özet: (1) Uyuşmazlık, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi talebidir; (2) Mahkeme, görev konusunu araştırmayan ve harç sorununun göz önünde bulundurulmadığı gerekçesiyle verilen kararın bozulmasına hükmederek davayı yeniden incelemeye karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.10.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgisi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_KARAR_
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesi gereğince; gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nun 1. maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Diğer yandan, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkin davalar münhasıran sulh mahkemelerinin görevini tayin eden 8. madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken dava dilekçesinde beyan edilen değere bakmamak, eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin bir dava olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri keşif yapılarak belirlenip görevli mahkemeyi tayin etmek, şayet asliye hukuk mahkemesi görevli ise görevsizlik kararı vermek gerekir.
Eldeki davada mahkemece görev konusu araştırılmamış olup taşınmazın değerini gösteren bir bilgi de mevcut değildir. Davaya konu taşınmazda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenilen “Fatma İnal”’ın payı 11.776 m² miktarındadır. Taşınmazın belirlenen miktarı itibarı ile davanın mahkemenin görev sınırları içerisinde kaldığının kabulü hayatın olağan akışı ile uyumlu değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş; taşınmaz başında yapılacak keşif sonucu taşınmazın değerini belirlemek, görev konusunu araştırdıktan sonra görevli olduğu kanaatinde olursa davanın esasını incelemek olmalıdır.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 28.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.10.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgisi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_KARAR_
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesi gereğince; gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nun 1. maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Diğer yandan, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkin davalar münhasıran sulh mahkemelerinin görevini tayin eden 8. madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken dava dilekçesinde beyan edilen değere bakmamak, eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin bir dava olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri keşif yapılarak belirlenip görevli mahkemeyi tayin etmek, şayet asliye hukuk mahkemesi görevli ise görevsizlik kararı vermek gerekir.
Eldeki davada mahkemece görev konusu araştırılmamış olup taşınmazın değerini gösteren bir bilgi de mevcut değildir. Davaya konu taşınmazda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenilen “Fatma İnal”’ın payı 11.776 m² miktarındadır. Taşınmazın belirlenen miktarı itibarı ile davanın mahkemenin görev sınırları içerisinde kaldığının kabulü hayatın olağan akışı ile uyumlu değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş; taşınmaz başında yapılacak keşif sonucu taşınmazın değerini belirlemek, görev konusunu araştırdıktan sonra görevli olduğu kanaatinde olursa davanın esasını incelemek olmalıdır.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 28.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.