Yargıtay 14. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2012/3951 K.2013/1813
Özet: Yargıtay, sanığın reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan hükmü onaylayarak hapis cezasını saklı tutarken, ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan tapılan hükmü, 7 yıl 6 aylık zamanaşımına takılınca bozdu ve ilgili kamu davasını aynı zamanaşımına göre düşürdü; karar kutsal 25.02.2013.
Irz ve namusa tasaddide bulunma ve reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık ...'nün bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.12.2009 gün ve 2008/172 Esas, 2009/418 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak 765 sayılı TCK.nın 31. maddesinin infaz aşamasında nazara alınması mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanık hakkında reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan hüküm incelenmesine gelince;
Sanığa isnat olunan ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun 765 sayılı TCK.nın 416/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 05.12.2003 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2 ve 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 25.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak 765 sayılı TCK.nın 31. maddesinin infaz aşamasında nazara alınması mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanık hakkında reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan hüküm incelenmesine gelince;
Sanığa isnat olunan ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun 765 sayılı TCK.nın 416/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 05.12.2003 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2 ve 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 25.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.