Yargıtay 14. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/4418 K.2012/13549
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların ırza geçme suçundan yargılandığı ve mahkeme kararının zamanaşımı nedeniyle iptal edilmesiyle ilgiliydi; Mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın zamanaşımına göre hükmün bozulmasına karar vererek davayı düşürmüş ve kararı 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle kabul etmiştir.
Irza geçme suçundan sanık ... ve bu suçu fer'i iştirak etmekten sanıklar ... ve ...'nin yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetlerine dair Ağrı Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.11.2006 gün ve 2004/43 Esas, 2006/240 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar ... ve Memet hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Dosyada bulunan nüfus kayıt örneğine göre 01.03.1984 doğumlu mağdure hakkında Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 17.03.2006 tarihli raporda mağdurenin suç tarihi Ağustos 1996 yılında 14 yaşında olduğunun ve 14 yaşını bitirmediğinin belirtilmesi, bu halde sanık ile mağdurenin rızası ile gerçekleşen cinsel ilişki eylemlerinin mağdure 15 yaşını dolduruncaya kadar ırza geçme suçunu oluşturması, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden alınan nüfus kayıt örneğine göre Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.05.2006 tarihli kararı ile mağdurenin 01.03.1984 olan doğum tarihinin 01.03.1982 olarak düzeltildiğinin ve bu halde ırza geçmeye konu eylemin son temadi tarihinin 01.03.1997 olduğunun anlaşılması karşısında,
Sanığa isnat olunan ırza geçme suçunun 5237 sayılı Kanunun 103/2. maddesine temas edip, öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı TCK.nın 66/1-d ve 67/4. maddelerinde belirlenen 15 yıl asli, 22 yıl 6 aylık asli ve ilaveli zamanaşımına tâbi olduğu, ancak sanığın suç tarihindeki yaşı itibarıyla aynı Kanunun 66/2. maddesi uyarınca da bu sürelerin üçte ikisi olan 10 yıllık asli ve 15 yıllık ilaveli zamanaşımı sürelerine tâbi bulunduğu gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanunun zamanaşımı bakımından sanık lehine olduğu ve suç tarihi olan 01.03.1997'den inceleme gününe kadar belirtilen sürelerin geçtiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle, 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sanıklar ... ve Memet hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Dosyada bulunan nüfus kayıt örneğine göre 01.03.1984 doğumlu mağdure hakkında Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 17.03.2006 tarihli raporda mağdurenin suç tarihi Ağustos 1996 yılında 14 yaşında olduğunun ve 14 yaşını bitirmediğinin belirtilmesi, bu halde sanık ile mağdurenin rızası ile gerçekleşen cinsel ilişki eylemlerinin mağdure 15 yaşını dolduruncaya kadar ırza geçme suçunu oluşturması, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden alınan nüfus kayıt örneğine göre Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.05.2006 tarihli kararı ile mağdurenin 01.03.1984 olan doğum tarihinin 01.03.1982 olarak düzeltildiğinin ve bu halde ırza geçmeye konu eylemin son temadi tarihinin 01.03.1997 olduğunun anlaşılması karşısında,
Sanığa isnat olunan ırza geçme suçunun 5237 sayılı Kanunun 103/2. maddesine temas edip, öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı TCK.nın 66/1-d ve 67/4. maddelerinde belirlenen 15 yıl asli, 22 yıl 6 aylık asli ve ilaveli zamanaşımına tâbi olduğu, ancak sanığın suç tarihindeki yaşı itibarıyla aynı Kanunun 66/2. maddesi uyarınca da bu sürelerin üçte ikisi olan 10 yıllık asli ve 15 yıllık ilaveli zamanaşımı sürelerine tâbi bulunduğu gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanunun zamanaşımı bakımından sanık lehine olduğu ve suç tarihi olan 01.03.1997'den inceleme gününe kadar belirtilen sürelerin geçtiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle, 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.