Yargıtay 12. Hukuk Dairesi İcra ve İflas Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2010/20733 K.2011/1012
Özet: Uyuşmazlık, alacaklının borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine geçmesi ve borçlunun bu takibi iptal ettirerek dayanak senedin teminat senedi olduğunu iddia etmesidir. Mahkeme, borçlunun itirazını kabul ederek kararın bozulmasına karar verip 17.02.2011 tarihinde oybirliğiyle kararını bozmuştur.
MAHKEMESİ: Konya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 08/07/2010
NUMARASI: 2009/1587-2010/800
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine geçilmiş, borçlu icra mahkemesine başvurusunda; dayanak senedin hatır çeki karşılığı düzenlendiğini, senedin aslında teminat senedi olduğuna dair şerhin alacaklı tarafından kesilerek takibe konduğunu ileri sürerek takibin iptalini istemiştir.
Borçlunun itiraz dilekçesi ekinde sunduğu senet fotokopisinde; "Not: 7500 Liralık çek karşılığı verilen teminat senedidir" ibaresinin yazılı olduğu görülmekte olup, bononun ön yüzünde sadece “teminat senedidir” ibaresinin bulunması onun kambiyo senedi vasfını ve bu senetlere ilişkin özel yol ile takibe dayanak yapılmasını engellemez (HGK.nun 14.03.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı, 20.06.2001 tarih ve 2001/12-496 sayılı kararları). Dayanak bononun hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmadıkça senedin kambiyo vasfında olduğu kabul edilmelidir.
Ancak alacaklı vekili mahkemeye sunmuş olduğu 16.03.2010 havale tarihli cevap dilekçesinde; borçlunun itiraz dilekçesinde bahsettiği çekin muhatap bankaya ibraz edilmemiş şekilde ellerinde bulunduğunu, borçlunun söz konusu çekin yazdırılmaması için dava konusu bonoyu imzalayarak müvekkiline verdiğini beyan etmiştir.
Alacaklı vekilinin bu beyanından, dayanak belgenin, TTK'nun 688/2. maddesinde öngörülen “kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini” içermediği tespit edilmiş olup, bu durumda alacağın tahsil edilip edilmeyeceğinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle, mahkemece, İİK’nun 170/a-2. maddesi gereğince şikayet kabul edilerek takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 17.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
TARİHİ: 08/07/2010
NUMARASI: 2009/1587-2010/800
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine geçilmiş, borçlu icra mahkemesine başvurusunda; dayanak senedin hatır çeki karşılığı düzenlendiğini, senedin aslında teminat senedi olduğuna dair şerhin alacaklı tarafından kesilerek takibe konduğunu ileri sürerek takibin iptalini istemiştir.
Borçlunun itiraz dilekçesi ekinde sunduğu senet fotokopisinde; "Not: 7500 Liralık çek karşılığı verilen teminat senedidir" ibaresinin yazılı olduğu görülmekte olup, bononun ön yüzünde sadece “teminat senedidir” ibaresinin bulunması onun kambiyo senedi vasfını ve bu senetlere ilişkin özel yol ile takibe dayanak yapılmasını engellemez (HGK.nun 14.03.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı, 20.06.2001 tarih ve 2001/12-496 sayılı kararları). Dayanak bononun hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmadıkça senedin kambiyo vasfında olduğu kabul edilmelidir.
Ancak alacaklı vekili mahkemeye sunmuş olduğu 16.03.2010 havale tarihli cevap dilekçesinde; borçlunun itiraz dilekçesinde bahsettiği çekin muhatap bankaya ibraz edilmemiş şekilde ellerinde bulunduğunu, borçlunun söz konusu çekin yazdırılmaması için dava konusu bonoyu imzalayarak müvekkiline verdiğini beyan etmiştir.
Alacaklı vekilinin bu beyanından, dayanak belgenin, TTK'nun 688/2. maddesinde öngörülen “kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini” içermediği tespit edilmiş olup, bu durumda alacağın tahsil edilip edilmeyeceğinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle, mahkemece, İİK’nun 170/a-2. maddesi gereğince şikayet kabul edilerek takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 17.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.