Yargıtay 12. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2018/339 K.2018/5385
Özet: Uyuşmazlık, 466 sayılı Kanun kapsamında tutuklandıktan sonra tazminat talebinde bulunan davacının, en az 1.622,05 TL maddi ve 12.000 TL manevi tazminat talebinin kısmen kabulü üzerine, mahkeme kararının 14.05.2018 tarihinde oybirliğiyle bozulmasıdır. Mahkeme, davalı vekilin temyiz itirazlarını dikkate alarak, tazminat miktarının kanuna aykırı ve makul olmayan bir şekilde fazla belirlendiğini hükmetmiştir.
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Dava tarihi: 09/09/2014
Hüküm: Davanın kısmen kabulü ile 1.622,05 TL maddi, 12.000 TL manevi tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı hakkındaki tutuklama işlemi, 1 Haziran 2005 tarihinden önce gerçekleştiğinden 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesine göre, tazminat talebinin 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi olduğu, bu Kanunun 6. maddesinde “Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraatlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen” kişilerin tazminat isteminde bulunabileceklerinin belirtildiği, tazminat davasına esas Eyüp 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/06/2005 tarih, 2001/254-2005/231 sayılı dosyasında 19/06/2001-04/06/2002 tarihleri arasında tutuklu kalan davacı “sanık” hakkında, bu dosya üzerinde yapılan yargılama sonucunda ceza ehliyeti bulunmadığından bahisle 765 sayılı TCK'nın 46. maddesi uyarınca ceza tayinine yer olmadığına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, davacı lehine maddi ve manevi tazminat takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, değerlendirildiğinden, tebliğnamede bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava: 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Dava tarihi: 09/09/2014
Hüküm: Davanın kısmen kabulü ile 1.622,05 TL maddi, 12.000 TL manevi tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı hakkındaki tutuklama işlemi, 1 Haziran 2005 tarihinden önce gerçekleştiğinden 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesine göre, tazminat talebinin 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi olduğu, bu Kanunun 6. maddesinde “Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraatlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen” kişilerin tazminat isteminde bulunabileceklerinin belirtildiği, tazminat davasına esas Eyüp 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/06/2005 tarih, 2001/254-2005/231 sayılı dosyasında 19/06/2001-04/06/2002 tarihleri arasında tutuklu kalan davacı “sanık” hakkında, bu dosya üzerinde yapılan yargılama sonucunda ceza ehliyeti bulunmadığından bahisle 765 sayılı TCK'nın 46. maddesi uyarınca ceza tayinine yer olmadığına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, davacı lehine maddi ve manevi tazminat takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, değerlendirildiğinden, tebliğnamede bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.