Yargıtay 12. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2017/7620 K.2019/2353
Özet: Uyuşmazlık, taksirle yaralama suçundan hüküm gütülmesiyle ilgili olarak, sanığın şikayet yokluğu sebebiyle kamu davasının düşürülmesi ve uygun suçun belirlenmesi konusundaki itirazdır. Mahkeme, şikayetsiz savcılık kararını bozarak, 19/2/2019 tarihli oybirliği karar ile sanığın taksirle yaralama suçundan oluşan 89/2.b-e ve 73/4 hükümleri uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verdi.
Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle yaralama
Hüküm: TCK’nın 89/2.b-e, 73/4, CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının düşürülmesine
Taksirle yaralama suçundan sanık hakkında açılan kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak miktarda 213,8 mg/dl alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, meskun mahal dışında, gece vakti, aydınlatmanın bulunmadığı iki yönlü, genişliği 6 metre olan il yolunda seyir halinde iken kaza mahalline geldiği esnada karşı istikametten seyreden mağdur idaresindeki otomobil ile kendi şeridinde çarpışmaları sonucu mağdurun hayat fonksiyonlarını ağır (2) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda,
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK'nın 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olması, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, anılan suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu olmaları kriterinin esas alınması gerektiği, buna göre, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu durumlarda sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi, şikayetten vazgeçme veya uzlaşma nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı durumlarda ise sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerektiğinin kabul edilmesi karşısında, mağdurun 10.12.2014 tarihli talimat ile alınan beyanında sanık ile uzlaştıklarını, dosyada bulunan 16.07.2014 tarihli protokolü yaparak barıştıklarını, tüm zararlarının sanık tarafından karşılandığını ve şikayetçi olmadığını bildirdiği anlaşılmakla, taksirle yaralama suçu açısından CMK'nın 253/19. maddesi gereğince uzlaşma kurumunun uyuşmazlığı hukuki ve cezai tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırdığı gözetilerek, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan davanın uzlaşma nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi,
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise iddianamede eylemin tarif edildiği de nazara alınıp, CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilerek TCK'nın 179/3-2. maddeleri uyarınca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç: Taksirle yaralama
Hüküm: TCK’nın 89/2.b-e, 73/4, CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının düşürülmesine
Taksirle yaralama suçundan sanık hakkında açılan kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak miktarda 213,8 mg/dl alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, meskun mahal dışında, gece vakti, aydınlatmanın bulunmadığı iki yönlü, genişliği 6 metre olan il yolunda seyir halinde iken kaza mahalline geldiği esnada karşı istikametten seyreden mağdur idaresindeki otomobil ile kendi şeridinde çarpışmaları sonucu mağdurun hayat fonksiyonlarını ağır (2) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda,
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK'nın 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olması, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, anılan suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu olmaları kriterinin esas alınması gerektiği, buna göre, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu durumlarda sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi, şikayetten vazgeçme veya uzlaşma nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı durumlarda ise sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerektiğinin kabul edilmesi karşısında, mağdurun 10.12.2014 tarihli talimat ile alınan beyanında sanık ile uzlaştıklarını, dosyada bulunan 16.07.2014 tarihli protokolü yaparak barıştıklarını, tüm zararlarının sanık tarafından karşılandığını ve şikayetçi olmadığını bildirdiği anlaşılmakla, taksirle yaralama suçu açısından CMK'nın 253/19. maddesi gereğince uzlaşma kurumunun uyuşmazlığı hukuki ve cezai tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırdığı gözetilerek, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan davanın uzlaşma nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi,
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise iddianamede eylemin tarif edildiği de nazara alınıp, CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilerek TCK'nın 179/3-2. maddeleri uyarınca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.