‹ Ana sayfa
Yargıtay 12. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2016/12531 K.2018/7676

Esas No: 2016/12531 · Karar No: 2018/7676 · Karar Tarihi: 04.09.2018
Özet: Uyuşmazlık, şüphelinin Muğla-Antalya karayolu üzerinde trafik akışını sağlamak için görevlendirilen bir kamu görevlisiyle aracını durdurma girişiminde bulunurken, savunmanın eyleminde yaralama işine neden olduğu takdirde araba sürülmesiyle kaynaşan suçlamalardan kaynaklanıyor. Mahkeme, sanığın sorumluluğunu kabul ederek TCK 89/1, 62, 58, 53/1 maddeleri uyarınca mahkumiyetini kesinleştirdi.
Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle yaralama
Hüküm: TCK'nın 89/1, 62, 58, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A- Sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, sanığın bildirdiği en son adresine gönderilip tebligatın iade gelmesi üzerine sanığın mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince 13/03/2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sanık tarafından hükmün CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 25/03/2015 tarihinde temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin REDDİNE,
B-Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılanın olay tarihinde Muğla-Antalya karayolu üzerinde trafik akışını sağlamak üzere görevlendirilmiş olduğu, katılanın yol üzerinde trafik akışını sağladığı sırada ön plakası olmayan sanığın kullandığı aracı durdurduktan sonra aracın şoför camından aracın ruhsatını istediği ve sanığa aracı sağa çekmesini söylediği, sanığın "ben sana evraklarımı vermiyorum" şeklinde tepki göstererek aracını patinaj çektirerek hızlıca hareket ettirdiği, katılanın sanığa "aracı durdur" diye bağırmasına rağmen sanığın aracını durdurmadığı, araçta asılı kalan kamu görevlisinin sanığın eylemi neticesinde 3-4 metre sürüklendiği, sanığın aracını hızlıca hareket ettirdiği takdirde aracına doğru eğilmiş bulunan kamu görevlisinin yaralanabileceği sonucunu öngörebildiği, eylemin sonucunu bilerek ve isteyerek kasıtlı hareket ettiği, Mahkemenin de kabulünün eylemin kızgınlıkla ve kaçmak için gerçekleştirildiği yönünde olduğu dikkate alındığında, sanığın plakası takılı olmadığından hakkında işlem yapılmasına engel olma kastıyla aracına patinaj yaptırarak araca eğilmiş halde olan katılanı çarpıp yere düşürerek yaralanmasına neden olma şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK'nın 265/1,4. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanık hakkında yazılı şekilde TCK'nın 89/1. maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Taksirli suçlarda TCK'nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanma imkanı olmadığının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA 04/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?