Yargıtay 12. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/32840 K.2013/30725
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanığın alkol etkisiyle sürüş yaparak trafik güvenliğini tehlikeye sokması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 179/3, 62 ve 53/1 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı. Mahkeme, temyiz itirazlarını reddederek sanığın hapis cezasını bozalak karar verdi.
Mahkemesi: Sulh Ceza Mahkemesi
Suç: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm: 5237 sayılı TCK'nın 179/3, 62, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” ... kullanamayacak kişinin, bu halde ... kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde ... kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, sanığın idaresindeki araçla seyrederken yapılan yol kontrolunda 1.03 promil alkollü olduğu tespit edildiği anlaşılmakla tebliğnamdeki 1. numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet Savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Kasten işlenen suçlardan adli sicil kaydı bulunan ve hakkında 3. kez alkollü ... kullanmaktan işlem yapılıp, daha önceden sürücü belgesine el konulması nedeniyle sürücü belgesiz ... kullandığı anlaşılan sanığın, idaresindeki araçla, gece vakti seyri sırasında yapılan yol kontrolunde 1.03 promil alkollü olduğunun tespit edildiği olayda, temel ceza belirlenirken, suçun işleniş şekli, failin güttüğü amaç ve saik, suçtan meydana gelen zararın ağırlığı maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı da nazara alınmak suretiyle, TCK'nın 61/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken asgari hadden uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinden, Sulakyurt Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/22 E, 2009/49 K. sayılı ilamıyla TCK'nın 106/2-a, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedildiği ve hükmün 14.10.2009 tarihinde kesinleştiği görülmekle, sabıkada yer alan ilamların getirilerek sanık hakkında, TCK'nın 58/6-7. maddelerinin mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Suç: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm: 5237 sayılı TCK'nın 179/3, 62, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” ... kullanamayacak kişinin, bu halde ... kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde ... kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, sanığın idaresindeki araçla seyrederken yapılan yol kontrolunda 1.03 promil alkollü olduğu tespit edildiği anlaşılmakla tebliğnamdeki 1. numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet Savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Kasten işlenen suçlardan adli sicil kaydı bulunan ve hakkında 3. kez alkollü ... kullanmaktan işlem yapılıp, daha önceden sürücü belgesine el konulması nedeniyle sürücü belgesiz ... kullandığı anlaşılan sanığın, idaresindeki araçla, gece vakti seyri sırasında yapılan yol kontrolunde 1.03 promil alkollü olduğunun tespit edildiği olayda, temel ceza belirlenirken, suçun işleniş şekli, failin güttüğü amaç ve saik, suçtan meydana gelen zararın ağırlığı maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı da nazara alınmak suretiyle, TCK'nın 61/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken asgari hadden uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinden, Sulakyurt Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/22 E, 2009/49 K. sayılı ilamıyla TCK'nın 106/2-a, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedildiği ve hükmün 14.10.2009 tarihinde kesinleştiği görülmekle, sabıkada yer alan ilamların getirilerek sanık hakkında, TCK'nın 58/6-7. maddelerinin mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.