Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2011/11428 K.2012/18245
Özet: (1) Davacının şirket ortaklığından ayrılmış ve tasfiye sürecine girmiş bir ortağın yetkisiz olarak banka hesabından para çektiğini iddia ettiği uyuşmazlık; (2) Mahkeme, davalı ortağın yetkisiz çekiminden dolayı sorumlu olduğunu belirterek 1.850 TL ve 50,56 TL’nin reeskont faiziyle birlikte tahsilini kararlaştırdı.
MAHKEMESİ: SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03/05/2011 tarih ve 2011/108-2011/547 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...’ün şirket ortağı iken 25.10.2001 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, şirketle bir bağı kalmadığını, müvekkili şirketin ortaklar kurulu kararı ile 03.12.2001 tarihinde tasfiye sürecine girdiğini, her iki durumun Ticaret Sicil Memurluğunca tescil ve ilan edildiğini, buna rağmen davalı ...’ın yetkisi olmadığı halde davalı banka nezdinde bulunan şirket hesabından 21.12.2001 tarihinde 1.850.000.000 TL, 14.01.2002 tarihinde 50.556.119 TL çektiğini, davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek, 1.900,56 YTL’nın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, daha önce bankaya sunulan vekaletname ve imza sirkülerine göre davalı ...’ın yetkili olduğunu, vekaletin iptali ve imza yetkisinin sona erdiği konusunda davacı şirketçe bir bildirimde bulunulmadığı için iyiniyetle yapılan ödemeden dolayı müvekkili bankanın sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın yetkisi olmadığı halde davacı şirkete ait hesaptan para çektiğinin sabit olduğu, davalı ...’ın şirket ortaklığından ayrıldığının ve şirketteki yetkilerinin sona erdiğinin Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, davalı ... yanlışlık sonucu dava konusu parayı çektiğini bildirmişse de yetkisi olmadığı halde davacı hesabından para çekmesi nedeniyle sorumlu olduğu, davacı şirketin tasfiye sürecine girdiğinin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ilanın 3. kişileri bağlayacağı, davacı şirket tasfiye memurunun özel olarak yazılı şekilde durumu bankaya bildirmesinin zorunlu olmadığı, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranarak ödeme yaparken ödeme yaptığı kişinin yetkili olup olmadığını araştırması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.850 YTL’nın 21.12.2001 tarihinden, 50,56 YTL'nin 14.01.2002 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararın, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce davalılardan ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazları reddedilmiş; davalı banka vekilinin temyizi yönünden karar, “Davalılardan ...’ün davacı şirketteki ortaklığının ve müdürlük sıfatının sona ermesinden ve bu hususların tescili ve ilanından sonra davacı şirkete ait davalı bankanın Konak Şubesi nezdindeki hesaptan iki ayrı işlemle para çekmesinin şirket tarafından İzmir 4. Noterliği’nin düzenlediği 29.06.1998 gün ve 12528 yevmiye nolu genel vekaletnamesiyle tanınan bankalardaki tüm şirket hesapları üzerinde ahzu kabz, sulh ve ibrayı içeren geniş yetkilerine dayandığı savunması üzerinde durulmadan anılan davalının vekalet ilişkisinden doğan bu yetkisinin 25.12.2006 tarihinde keşide edilen azilnameye kadar devam etmesine nazaran azilden çok önce gerçekleşen para çekme işlemlerinden dolayı bankanın hukuki sorumluluk koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan salt hesaptan para çekenin şirketi temsil ve ilzam sıfatının sona erdiğinden söz edilerek bankanın sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmamıştır” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda, önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararının temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu’nca, “Yerel Mahkemece, davacı Şirket ile davalı ... arasında 29.06.1998 tarihli vekaletnameyle kurulan vekalet ilişkisinin, davalı ...'ın davacı şirkete ait davalı Banka nezdindeki hesaptan para çektiği 21.12.2001 ve 14.01.2002 tarihleri itibariyle devam edip etmediği araştırılarak, sonucuna göre Bankanın sorumluluğu konusunda bir karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeye dayalı, davalı Bankanın sorumluluğuna dair önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” denilerek yerel mahkeme direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, hakkında dava açılan ve kendisi yönünden kararın kesinleştiği davalı ...’e yapılan ödemede davalı bankanın kusurunun olmadığı gerekçesiyle, davalı bankaya karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03/05/2011 tarih ve 2011/108-2011/547 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...’ün şirket ortağı iken 25.10.2001 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, şirketle bir bağı kalmadığını, müvekkili şirketin ortaklar kurulu kararı ile 03.12.2001 tarihinde tasfiye sürecine girdiğini, her iki durumun Ticaret Sicil Memurluğunca tescil ve ilan edildiğini, buna rağmen davalı ...’ın yetkisi olmadığı halde davalı banka nezdinde bulunan şirket hesabından 21.12.2001 tarihinde 1.850.000.000 TL, 14.01.2002 tarihinde 50.556.119 TL çektiğini, davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek, 1.900,56 YTL’nın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, daha önce bankaya sunulan vekaletname ve imza sirkülerine göre davalı ...’ın yetkili olduğunu, vekaletin iptali ve imza yetkisinin sona erdiği konusunda davacı şirketçe bir bildirimde bulunulmadığı için iyiniyetle yapılan ödemeden dolayı müvekkili bankanın sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın yetkisi olmadığı halde davacı şirkete ait hesaptan para çektiğinin sabit olduğu, davalı ...’ın şirket ortaklığından ayrıldığının ve şirketteki yetkilerinin sona erdiğinin Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, davalı ... yanlışlık sonucu dava konusu parayı çektiğini bildirmişse de yetkisi olmadığı halde davacı hesabından para çekmesi nedeniyle sorumlu olduğu, davacı şirketin tasfiye sürecine girdiğinin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ilanın 3. kişileri bağlayacağı, davacı şirket tasfiye memurunun özel olarak yazılı şekilde durumu bankaya bildirmesinin zorunlu olmadığı, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranarak ödeme yaparken ödeme yaptığı kişinin yetkili olup olmadığını araştırması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.850 YTL’nın 21.12.2001 tarihinden, 50,56 YTL'nin 14.01.2002 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararın, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce davalılardan ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazları reddedilmiş; davalı banka vekilinin temyizi yönünden karar, “Davalılardan ...’ün davacı şirketteki ortaklığının ve müdürlük sıfatının sona ermesinden ve bu hususların tescili ve ilanından sonra davacı şirkete ait davalı bankanın Konak Şubesi nezdindeki hesaptan iki ayrı işlemle para çekmesinin şirket tarafından İzmir 4. Noterliği’nin düzenlediği 29.06.1998 gün ve 12528 yevmiye nolu genel vekaletnamesiyle tanınan bankalardaki tüm şirket hesapları üzerinde ahzu kabz, sulh ve ibrayı içeren geniş yetkilerine dayandığı savunması üzerinde durulmadan anılan davalının vekalet ilişkisinden doğan bu yetkisinin 25.12.2006 tarihinde keşide edilen azilnameye kadar devam etmesine nazaran azilden çok önce gerçekleşen para çekme işlemlerinden dolayı bankanın hukuki sorumluluk koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan salt hesaptan para çekenin şirketi temsil ve ilzam sıfatının sona erdiğinden söz edilerek bankanın sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmamıştır” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda, önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararının temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu’nca, “Yerel Mahkemece, davacı Şirket ile davalı ... arasında 29.06.1998 tarihli vekaletnameyle kurulan vekalet ilişkisinin, davalı ...'ın davacı şirkete ait davalı Banka nezdindeki hesaptan para çektiği 21.12.2001 ve 14.01.2002 tarihleri itibariyle devam edip etmediği araştırılarak, sonucuna göre Bankanın sorumluluğu konusunda bir karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeye dayalı, davalı Bankanın sorumluluğuna dair önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” denilerek yerel mahkeme direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, hakkında dava açılan ve kendisi yönünden kararın kesinleştiği davalı ...’e yapılan ödemede davalı bankanın kusurunun olmadığı gerekçesiyle, davalı bankaya karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.