Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2010/8871 K.2012/1014
Özet: (1) Taraflar arasında iş makinesinin kırılması sonucu sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi gereken tazminatın ve bu tazminatın icra takibiyle ilgili itirazın konusu; (2) Mahkeme, davacının sigorta primini riziko gerçekleşmeden önce ödediğini kabul ederek, icra takibinin devamına ve asıl alacağa reeskont faizi uygulanmasına karar verirken, fazlaya ilişkin talebini reddeder.
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
VEKİLİ: Av....
VEKİLİ: Av. ...
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/02/2010 tarih ve 2007/25-2010/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından kiralanan ve daha sonra adına devri yapılan iş makinesine ilişkin olarak taraflar arasında makine kırılması sigorta poliçesi düzenlendiğini, 02.04.2005 tarihinde iş makinesinde meydana gelen hasar bedelinin ödenmesi için davalıya başvurmalarına karşın davalının bu talebi reddettiğini, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlattıklarını ancak davalı tarafın takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın % 40 ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın, sigorta primini ödediği, hasarın sigorta sözleşmesi yapılmasından önce mevcut olduğu yolundaki savunmanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin 25.573,75 TL asıl alacak, 3.836,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.409,81 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına ve davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, makine kırılması sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta tazminatı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen poliçe ile makine kırılması rizikosunun sigorta güvencesi altına alındığını, müvekkiline ait iş makinesinin arızalanmasına karşın davalı tarafça hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece davacının sigorta priminin ilk taksitini riziko gerçekleşmeden önce ödediği bu nedenle rizikonun sigorta örtüsü altında olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir.
./..
S.2
TTK’nun 1282 ve 1295/2 maddeleri hükmü uyarınca, sigortacının sorumluluğunun sigorta priminin veya primin ilk taksitinin ödendiği tarihten itibaren başlayacağı düzenlenmiş olup, bu hususa taraflar arasında düzenlenen poliçe içeriğinde de yer verilmiştir. Yargılama sırasında, gerçekleşen riziko öncesinde sigorta priminin ödenip ödenmediğinin tespiti amacıyla bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Ancak, davacı tarafça sunulan ve sigorta priminin peşinatını oluşturduğu iddia edilen 3.600 TL tutarındaki çek bedeline ilişkin olarak dava dışı sigorta acentesinin defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda oluşturulan rapor muhasebe konusunda uzman kişiler tarafından düzenlenmediği gibi, denetime de açık değildir. Nitekim, söz konusu bilirkişi raporunda 3.600 TL bedelli çeke ilişkin olarak dava dışı acentenin 2005 yılı defterlerinde sadece çekin davacıdan alındığı yönünde kayıt bulunduğu bildirilmekle yetinilmiş, detaylı inceleme ve açıklamalara yer verilmemiştir. Bu durumda, davalının söz konusu çekin davaya konu sigorta poliçesi ile ilgisinin bulunmadığı, çek alındı makbuzunun üzerinde çekin kasko primi ödemesine ilişkin olduğu yönünde açıklamalar yer aldığı yönündeki savunmasının değerlendirilmesi için, dava dışı acentenin defterlerinin konusunda uzman bilirkişilerce incelenerek davacı tarafın prim borçlusu olduğu başkaca poliçe bulunup bulunmadığı, 3.600 TL bedelli çekin hangi ödemeye istinaden verildiği hususları tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
09.02.2012 HŞ
VEKİLİ: Av....
VEKİLİ: Av. ...
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/02/2010 tarih ve 2007/25-2010/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından kiralanan ve daha sonra adına devri yapılan iş makinesine ilişkin olarak taraflar arasında makine kırılması sigorta poliçesi düzenlendiğini, 02.04.2005 tarihinde iş makinesinde meydana gelen hasar bedelinin ödenmesi için davalıya başvurmalarına karşın davalının bu talebi reddettiğini, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlattıklarını ancak davalı tarafın takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın % 40 ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın, sigorta primini ödediği, hasarın sigorta sözleşmesi yapılmasından önce mevcut olduğu yolundaki savunmanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin 25.573,75 TL asıl alacak, 3.836,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.409,81 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına ve davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, makine kırılması sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta tazminatı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen poliçe ile makine kırılması rizikosunun sigorta güvencesi altına alındığını, müvekkiline ait iş makinesinin arızalanmasına karşın davalı tarafça hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece davacının sigorta priminin ilk taksitini riziko gerçekleşmeden önce ödediği bu nedenle rizikonun sigorta örtüsü altında olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir.
./..
S.2
TTK’nun 1282 ve 1295/2 maddeleri hükmü uyarınca, sigortacının sorumluluğunun sigorta priminin veya primin ilk taksitinin ödendiği tarihten itibaren başlayacağı düzenlenmiş olup, bu hususa taraflar arasında düzenlenen poliçe içeriğinde de yer verilmiştir. Yargılama sırasında, gerçekleşen riziko öncesinde sigorta priminin ödenip ödenmediğinin tespiti amacıyla bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Ancak, davacı tarafça sunulan ve sigorta priminin peşinatını oluşturduğu iddia edilen 3.600 TL tutarındaki çek bedeline ilişkin olarak dava dışı sigorta acentesinin defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda oluşturulan rapor muhasebe konusunda uzman kişiler tarafından düzenlenmediği gibi, denetime de açık değildir. Nitekim, söz konusu bilirkişi raporunda 3.600 TL bedelli çeke ilişkin olarak dava dışı acentenin 2005 yılı defterlerinde sadece çekin davacıdan alındığı yönünde kayıt bulunduğu bildirilmekle yetinilmiş, detaylı inceleme ve açıklamalara yer verilmemiştir. Bu durumda, davalının söz konusu çekin davaya konu sigorta poliçesi ile ilgisinin bulunmadığı, çek alındı makbuzunun üzerinde çekin kasko primi ödemesine ilişkin olduğu yönünde açıklamalar yer aldığı yönündeki savunmasının değerlendirilmesi için, dava dışı acentenin defterlerinin konusunda uzman bilirkişilerce incelenerek davacı tarafın prim borçlusu olduğu başkaca poliçe bulunup bulunmadığı, 3.600 TL bedelli çekin hangi ödemeye istinaden verildiği hususları tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
09.02.2012 HŞ
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.