‹ Ana sayfa
Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2021/4168 K.2024/12822

Esas No: 2021/4168 · Karar No: 2024/12822 · Karar Tarihi: 05.11.2024
Özet: Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan suçlu bulunması üzerine kurulmuştur; Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2. maddesine göre yargılayıp 8 yıl zamanaşımı süresi dolduğu için kararın bozulmasına karar vermiştir. Bu nedenle, mahkeme, mahkumiyet kararını geri çekti ve ilgili karar 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle iptal edilmiştir.
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/38 E. 2016/13 K.

SUÇ: Resmi belgede sahtecilik

HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Dosya kapsamındaki bilgi, belge, beyan ve raporların incelenmesi neticesinde sanığın, vekâletname ile yetkilendirilen ... ile menfaate yönelik iletişim ve irtibatının tespit edilmediği, vekâletname içeriğinin yalnızca kentsel dönüşüme konu olduğu iddia olunan taşınmaz ile ilgili olduğu, bu durumun noter katibi ...'ın soruşturma aşamasındaki beyanı ile de doğrulandığı, sanığın gerçeğe aykırı belge düzenleme kastı ile hareket ettiğine ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı; ancak sanık tarafından düzenlenen suça konu vekâletname ile adına vekâletname düzenlenen ...'ın sağlık durumunun açıkça çelişmesi nedeniyle sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme gösterdiğinin sabit olduğu anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.02.2014 tarihli 2012/11-1347 Esas ve 2014/30 Karar sayılı kararı da gözetilerek, adına vekâletname düzenlenen ... ile aralarında maddi bir ilişki bulunduğu her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamayan sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı TCK'nın 257/2. maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e hükmü gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin inceleme konusu 02.02.2016 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu, hüküm tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı süresi nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak DÜŞMESİNE, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?