Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2018/6160 K.2018/9643
1 kez atıf aldı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: 1) Mahkeme, sanığın eşi ve kayınpederi adına imza atarak ve belgede başka kişileri borçlu göstererek sahte senet düzenlemesinden dolayı resmi belgede sahtecilik suçundan temyiz başvurusunu değerlendirdi. 2) Tüm savunma ve itirazlar reddedildi; sanık hapis mahkumiyetine çarptırıldı ve karar askıya alma durumundan sonra da tirnak bir kararla iptal ve yeniden çalışma kararı verildi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yapılan yargılamaya gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan ve vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında, eşi ... ve kayın pederi ... adına imza atmak ve her ikisini de borçlu göstermek suretiyle düzenlediği sahte bonoyu katılan ...’a borcu karşılığında verdiği iddia edilerek “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılan kamu davasında, suça konu belgede iki farklı kişi adına imza atılarak borçlu olarak gösterilmeleri, suça konu senedin mağdurlar ... ve Vahit aleyhine icra takibine konulması karşısında, sanığın fiilinin 5237 sayılı TCK’nin 43/2. maddesi gereğince zincirleme suç oluşturacağı ve cezasının TCK’nin 43/2. delaletiyle, aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca artırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi,
2- Kabule göre;
a) Hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde cezanın kısmen veya tamamen infazına karar verileceğine ilişkin ihtarat yapılırken, dayanağı olan 5237 sayılı TCK'nin 51/7. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/6. maddesine aykırılık oluşturması,
b) Mahkûm olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/3. maddesi uyarınca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki hak yoksunluğunun uygulanamayacağının gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ve vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yapılan yargılamaya gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan ve vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında, eşi ... ve kayın pederi ... adına imza atmak ve her ikisini de borçlu göstermek suretiyle düzenlediği sahte bonoyu katılan ...’a borcu karşılığında verdiği iddia edilerek “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılan kamu davasında, suça konu belgede iki farklı kişi adına imza atılarak borçlu olarak gösterilmeleri, suça konu senedin mağdurlar ... ve Vahit aleyhine icra takibine konulması karşısında, sanığın fiilinin 5237 sayılı TCK’nin 43/2. maddesi gereğince zincirleme suç oluşturacağı ve cezasının TCK’nin 43/2. delaletiyle, aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca artırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi,
2- Kabule göre;
a) Hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde cezanın kısmen veya tamamen infazına karar verileceğine ilişkin ihtarat yapılırken, dayanağı olan 5237 sayılı TCK'nin 51/7. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/6. maddesine aykırılık oluşturması,
b) Mahkûm olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/3. maddesi uyarınca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki hak yoksunluğunun uygulanamayacağının gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ve vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.