Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2017/9599 K.2019/2653
Özet: Uyuşmazlık, 2010 yılında sahte fatura düzenlemesi ve kullanılması nedeniyle açılan suça ilişkin sanığın suç kastının varlığı ve ceza tayiniyle ilgilidir. Mahkeme, eksik araştırma ve hukuki değerlendirme hatalarını gidererek sanığın mahkumiyet kararı ve cezanın yeniden belirlenmesi gerektiğine hükmederek cezayı bozma kararına vardı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Vergi Usul Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet
1- Sanık ...‘ın 2010 takvim yılında sahte fatura düzenlediği ve kullandığı iddiasıyla açılan davada, sanığın suç kastının bulunmadığını ifade etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, 2010 takvim yılında suça konu faturaları kullanan ve düzenleyen ... hakkında 2010 takvim yılına ilişkin açılan davanın akıbeti araştırılarak, mümkün olduğu takdirde birbirlerine karşılıklı faturalar düzenleyen ... ve sanık ... hakkında açılan davaların birleştirilmesinden sonra, toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip sanığın suç kastının bulunup bulunmadığı da karar yerinde tartışıldıktan sonra hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
2- Kabule göre de;
a) Aynı takvim yılı içerisinde farklı zamanlarda işlenen sahte fatura düzenleme ve kullanmak eylemlerinin ayrı ayrı bir bütün halinde zincirleme sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarını oluşturacağı gözetilerek sanık hakkında TCK'nin 43. maddesinin kurulan hükümler yönünden ayrı ayrı uygulanma gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hükümler kurularak eksik ceza tayini,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki "velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemiş olması isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 14.03.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
SUÇ: Vergi Usul Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet
1- Sanık ...‘ın 2010 takvim yılında sahte fatura düzenlediği ve kullandığı iddiasıyla açılan davada, sanığın suç kastının bulunmadığını ifade etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, 2010 takvim yılında suça konu faturaları kullanan ve düzenleyen ... hakkında 2010 takvim yılına ilişkin açılan davanın akıbeti araştırılarak, mümkün olduğu takdirde birbirlerine karşılıklı faturalar düzenleyen ... ve sanık ... hakkında açılan davaların birleştirilmesinden sonra, toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip sanığın suç kastının bulunup bulunmadığı da karar yerinde tartışıldıktan sonra hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
2- Kabule göre de;
a) Aynı takvim yılı içerisinde farklı zamanlarda işlenen sahte fatura düzenleme ve kullanmak eylemlerinin ayrı ayrı bir bütün halinde zincirleme sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarını oluşturacağı gözetilerek sanık hakkında TCK'nin 43. maddesinin kurulan hükümler yönünden ayrı ayrı uygulanma gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hükümler kurularak eksik ceza tayini,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki "velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemiş olması isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 14.03.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.