Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2016/8870 K.2016/5444
Özet: Ağır Ceza Mahkemesi, 5237 sayılı TCK'nın 102/3. maddesine göre sürecin zamanaşımını güvenen sanıkların “memurun resmi belgede sahteciliği” suçundan beraat kararını bozmamış, 765 sayılı TCK tarafından belirlenen 10 yıllık asli dava zamanaşımının tespit edilen süreyle meydana geldiği sonucuna vararak, 13.06.2016 tarihli kararla sanıkların davasını düşürmüş ve hükmü bozmamıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Memurun resmi evrakta sahteciliği
HÜKÜM: Beraat
Bozmaya uyularak yapılan yargılamada sanıkların beraatlerine dair hüküm kurulmuş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında, sanıklara yüklenen “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanıkların savunmalarının alındığı tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/3 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 13.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Memurun resmi evrakta sahteciliği
HÜKÜM: Beraat
Bozmaya uyularak yapılan yargılamada sanıkların beraatlerine dair hüküm kurulmuş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında, sanıklara yüklenen “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanıkların savunmalarının alındığı tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/3 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 13.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.