Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2016/8110 K.2018/965
Özet: Uyuşmazlık, 213 sayılı Yasaya (Vergi Usul Kanunu) ihaneti çerçevesinde sahte fatura düzenlenmesiyle ilgili sanığın işlediği suçun maddi ve hukuki yönlerinden oluşmaktadır. Mahkeme, sanığın planlı ve birden fazla sahte fatura düzenlediğini, ilgili kanun hükümlerinin ve zincirleme suç kurallarının ihlal edildiğini belirterek mahkumiyeti hükmedici kararını koymuştur.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 213 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sahte fatura düzenleme suçunun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ''Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun'un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır.'' şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi; defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle tarh dosyası ve harici doneler üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen vergi tekniği raporunda, satış faturaları ile ilgili olarak herhangi bir ipucuna rastlanılmadığının belirtilmesi karşısında; fatura ayrıntılarının ilgili vergi dairesinden sorularak asıllarının veya onaylı suretlerinin istenmesi, en son fatura tarihine göre suç tarihi saptanıp dava zamanaşımı süresinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, faturaların incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a) 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesine göre “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle, aynı takvim yılı içinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura düzenlediği kabul edilen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
b) Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, kasten işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan TCK'nın 53. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından CMUK’nın 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 07.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 213 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sahte fatura düzenleme suçunun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ''Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun'un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır.'' şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi; defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle tarh dosyası ve harici doneler üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen vergi tekniği raporunda, satış faturaları ile ilgili olarak herhangi bir ipucuna rastlanılmadığının belirtilmesi karşısında; fatura ayrıntılarının ilgili vergi dairesinden sorularak asıllarının veya onaylı suretlerinin istenmesi, en son fatura tarihine göre suç tarihi saptanıp dava zamanaşımı süresinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, faturaların incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a) 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesine göre “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle, aynı takvim yılı içinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura düzenlediği kabul edilen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
b) Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, kasten işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan TCK'nın 53. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından CMUK’nın 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 07.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.