Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2016/7364 K.2017/6943
Özet: Uyuşmazlık, sanığın başlı başına bir araç ruhsatına resmi mührü basarak sahte muayene işlemi yapması ve bu nedenle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanma suçlarını gündeme getirilmesi konusudur. Mahkeme, 5235 sayılı kanuna göre görevsizlik kararı vererek sanığı kuşatip hem sahteciliğe hem de görev kötüye kullanma suçuna mahkum etti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Görevi kötüye kullanma, sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2008 tarih ve 2008/793 Esas, 04.04.2008 tarih ve 2008/882 Esas sayılı iddianameleri ile sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarının birleştirilmelerine karar verilerek, kovuşturmanın Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesince sonuçlandırıldığı ve temyize tabi hükmün iş bu mahkemece verildiği gözetildiğinde, sanığın eyleminin rüşvet olarak nitelendirilebileceği ve bu suça ilişkin yargılamanın ağır ceza mahkemesinin görevine girdiğinden bahisle, mahkemece 5235 sayılı Kanun‘un 12. maddesi gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerektiğine ilişen tebliğname düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1-Karayolları 4. Bölge Müdürlüğüne bağlı Kırıkkale 44. Şube Şefliğinde bakım ve trafik teknik görevlisi olup, suç tarihinde Kırıkkale araç muayene istasyonunda muayene memuru olarak görevlendirilen sanığın, muayene istasyonuna getirilmediği halde 71 M 0155 ve 71 M 0217 plaka sayılı araç ruhsatlarına istasyona ait resmi mührü basmak suretiyle, gerçeğe aykırı muayene işlemi yapmak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin kül halinde “kamu görevlisinin zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliği“ suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında “zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma“ suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2-Kabule göre de;
a) Adli Emanetin 2008/26 sırasında kayıtlı suça konu belgenin akıbeti hakkında bir karar verilmemesi,
b) 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Görevi kötüye kullanma, sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2008 tarih ve 2008/793 Esas, 04.04.2008 tarih ve 2008/882 Esas sayılı iddianameleri ile sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarının birleştirilmelerine karar verilerek, kovuşturmanın Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesince sonuçlandırıldığı ve temyize tabi hükmün iş bu mahkemece verildiği gözetildiğinde, sanığın eyleminin rüşvet olarak nitelendirilebileceği ve bu suça ilişkin yargılamanın ağır ceza mahkemesinin görevine girdiğinden bahisle, mahkemece 5235 sayılı Kanun‘un 12. maddesi gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerektiğine ilişen tebliğname düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1-Karayolları 4. Bölge Müdürlüğüne bağlı Kırıkkale 44. Şube Şefliğinde bakım ve trafik teknik görevlisi olup, suç tarihinde Kırıkkale araç muayene istasyonunda muayene memuru olarak görevlendirilen sanığın, muayene istasyonuna getirilmediği halde 71 M 0155 ve 71 M 0217 plaka sayılı araç ruhsatlarına istasyona ait resmi mührü basmak suretiyle, gerçeğe aykırı muayene işlemi yapmak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin kül halinde “kamu görevlisinin zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliği“ suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında “zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma“ suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2-Kabule göre de;
a) Adli Emanetin 2008/26 sırasında kayıtlı suça konu belgenin akıbeti hakkında bir karar verilmemesi,
b) 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.