Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2016/11592 K.2018/4622
Özet: Uyuşmazlık: Sanık, resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçları işlediği gerekçesiyle mahkumiyet kararına karşı temyiz başvurusunda bulundu. Mahkeme, temyiz itirazlarını reddederek mahkumiyet kararını onaylayarak sanığı hâlihazırda cezaevine aldı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda vasıf değişikliği ile başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM: Mahkumiyet
Gerekçeli karar başlığında “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” olarak eksik ve yanlış yazılan suç adının, “resmi belgede sahtecilik” ve “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
I- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer hak yoksunluklarının ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın başkası adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını, soruşturma işlemleri sırasında kendini tanıtmak amacıyla ibraz etmesinin, aynı Kanunun 268. maddesinde tanımlanan suçun maddi unsurunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığa verilen cezanın TCK’nın 267/2. maddesi uyarınca artırılması,
2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer hak yoksunluklarının ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda vasıf değişikliği ile başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM: Mahkumiyet
Gerekçeli karar başlığında “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” olarak eksik ve yanlış yazılan suç adının, “resmi belgede sahtecilik” ve “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
I- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer hak yoksunluklarının ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın başkası adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını, soruşturma işlemleri sırasında kendini tanıtmak amacıyla ibraz etmesinin, aynı Kanunun 268. maddesinde tanımlanan suçun maddi unsurunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığa verilen cezanın TCK’nın 267/2. maddesi uyarınca artırılması,
2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer hak yoksunluklarının ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.