Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/9678 K.2012/17042
Özet: Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın yokluğunda verilen 18.04.2008 tarihli mahkumiyet kararını usulsüz ve hukuken geçersiz kalarak BOZDU ve 10.10.2012 tarihli kararla aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca 765 sayılı TCK’nin zamanaşımı geçerek başlatılan kamu davasını DÜŞÜRÜLER.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 213 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen 18.04.2008 günlü mahkumiyet hükmü, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, bu adrese önceden usulüne uygun şekilde yapılmış bir tebligat bulunmaması nedeniyle usulsüz ve hukuken geçersiz olduğundan, sanığın öğrenmekle 25.06.2009 günü yaptığı temyizin süresinde olduğu kabul edilerek; temyiz isteminin reddine ilişkin 31.07.2009 gün ve 2008/169 esas ve 2008/266 sayılı ek karar kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “213 sayılı Kanun'a muhalefet” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 05.12.2000 suç tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 10.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 213 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen 18.04.2008 günlü mahkumiyet hükmü, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, bu adrese önceden usulüne uygun şekilde yapılmış bir tebligat bulunmaması nedeniyle usulsüz ve hukuken geçersiz olduğundan, sanığın öğrenmekle 25.06.2009 günü yaptığı temyizin süresinde olduğu kabul edilerek; temyiz isteminin reddine ilişkin 31.07.2009 gün ve 2008/169 esas ve 2008/266 sayılı ek karar kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “213 sayılı Kanun'a muhalefet” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 05.12.2000 suç tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 10.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.