Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/9238 K.2012/19337
Özet: Uyuşmazlık, memur olmayan bir kişinin resmi belgede sahteciliği suçlamasıyla ilgili olarak 765 sayılı TCK’nın 342/1. maddesi uyarınca üç yıl hapis cezasının uygulanması talebinin reddine dair kararın geçerliliği ve usulüne uygunluğu konusundadır. Mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın 204/1. maddesindeki daha hafif cezayı gözetmeksizin 765 sayılı TCK’nın 342/1. maddesi uyarınca üç yıl hapis cezasını uygulamaya karar vererek talebin reddini onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM: 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi gereğince 3 yıl hapis cezasının uyarlanması talebinin reddine dair.
Hükümlü hakkında verilen 06.06.1996 gün ve 1996/24 esas, 1996/39 sayılı mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi üzerine mahkemece 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi gereğince suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun olaya ilişkin tüm hükümlerinin karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın belirlenmesi amacıyla evrak üzerinde yapılan uyarlama sonucu verilen ve esasen temyiz yasa yoluna tabi olan 23.09.2005 tarihli ve aynı sayılı ek kararın tebliği işleminin hüküm fikrasında başvurulabilir yasa yolunun "itiraz" olduğu şeklinde yanıltıcı belirtilmesi nedeniyle geçersiz olduğu ve kararın bu nedenle usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla; hükümlünün 20.07.2010 havale tarihli itiraz dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulüyle, temyizin 23.09.2005 tarihli ek karara yönelik ve süresinde olduğu kabul edilip, uyarlama sonucu kurulan bu hükmün usulüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle sonradan verilen 05.08.2010 gün ve aynı sayılı ek kararının hukuken geçersiz olduğu da belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlünün yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
I-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi hallerinde dosya üzerinden; mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini, takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda ise davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrası uyarınca usulüne uygun şekilde duruşma açılıp anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca da 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmü ile sonradan 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın temel cezanın tayini ile bireyselleştirilmesine ilişkin tüm hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasa belirlenip, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın takdir hakkı kullanılmak suretiyle yazılı şekilde dosya üzerinde karar verilmesi,
2- Kabule göre de; resmi belgede sahtecilik suçu için 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası olup, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde sanık lehine düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan alt ve üst sınır ceza içinden 3 yıl hapis cezası tercih edilmesi karşısında, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesindeki suç için öngörülen cezanın üst sınırının aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de gözetilerek temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesi ile tayin edilecek cezanın 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi gereğince tayin edilen 3 yıl hapis cezasından daha az olması gerektiği gözetilmeden 765 sayılı Yasanın sanık lehine olduğu kabul edilip yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM: 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi gereğince 3 yıl hapis cezasının uyarlanması talebinin reddine dair.
Hükümlü hakkında verilen 06.06.1996 gün ve 1996/24 esas, 1996/39 sayılı mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi üzerine mahkemece 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi gereğince suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun olaya ilişkin tüm hükümlerinin karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın belirlenmesi amacıyla evrak üzerinde yapılan uyarlama sonucu verilen ve esasen temyiz yasa yoluna tabi olan 23.09.2005 tarihli ve aynı sayılı ek kararın tebliği işleminin hüküm fikrasında başvurulabilir yasa yolunun "itiraz" olduğu şeklinde yanıltıcı belirtilmesi nedeniyle geçersiz olduğu ve kararın bu nedenle usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla; hükümlünün 20.07.2010 havale tarihli itiraz dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulüyle, temyizin 23.09.2005 tarihli ek karara yönelik ve süresinde olduğu kabul edilip, uyarlama sonucu kurulan bu hükmün usulüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle sonradan verilen 05.08.2010 gün ve aynı sayılı ek kararının hukuken geçersiz olduğu da belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlünün yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
I-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi hallerinde dosya üzerinden; mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini, takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda ise davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrası uyarınca usulüne uygun şekilde duruşma açılıp anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca da 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmü ile sonradan 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın temel cezanın tayini ile bireyselleştirilmesine ilişkin tüm hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasa belirlenip, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın takdir hakkı kullanılmak suretiyle yazılı şekilde dosya üzerinde karar verilmesi,
2- Kabule göre de; resmi belgede sahtecilik suçu için 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası olup, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde sanık lehine düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan alt ve üst sınır ceza içinden 3 yıl hapis cezası tercih edilmesi karşısında, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesindeki suç için öngörülen cezanın üst sınırının aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de gözetilerek temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesi ile tayin edilecek cezanın 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi gereğince tayin edilen 3 yıl hapis cezasından daha az olması gerektiği gözetilmeden 765 sayılı Yasanın sanık lehine olduğu kabul edilip yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.