Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/8599 K.2013/13595
Özet: Uyuşmazlık, sanığın dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz itirazlarıdır; mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile hak yoksunluklarının uygulanmasına karar vererek, temyiz itirazlarını yerinde görülmüş olarak reddetmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ: Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: a) 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f, 52/2-4, 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına ilişkin. Sanığın duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezasının türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü: I- Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçlarından kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçlarının yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, II- Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarına gelince; 765 sayılı TCK’nun 342/1. maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngörülmüşken, 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde sanıklar lehine düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece lehe yasa değerlendirilmesi sırasında 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan alt ve üst sınır ceza içinden 3 yıl hapis cezasının tercih edilmesi karşısında, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesindeki suç içinr öngörülen cezanın üst sınırının aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun yaptığı düzenleme gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre tayin olunacak temel cezanın daha az belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde her iki yasaya göre cezanın 3 yıl hapis olarak tayini ile hak yoksunluklarının uygulanması nedeniyle 5237 sayılı TCK hükümlerinin sanık aleyhine olduğunun kabul edilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
HÜKÜM: a) 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f, 52/2-4, 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına ilişkin. Sanığın duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezasının türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü: I- Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçlarından kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçlarının yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, II- Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarına gelince; 765 sayılı TCK’nun 342/1. maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngörülmüşken, 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde sanıklar lehine düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece lehe yasa değerlendirilmesi sırasında 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan alt ve üst sınır ceza içinden 3 yıl hapis cezasının tercih edilmesi karşısında, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesindeki suç içinr öngörülen cezanın üst sınırının aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun yaptığı düzenleme gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre tayin olunacak temel cezanın daha az belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde her iki yasaya göre cezanın 3 yıl hapis olarak tayini ile hak yoksunluklarının uygulanması nedeniyle 5237 sayılı TCK hükümlerinin sanık aleyhine olduğunun kabul edilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.