Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/8330 K.2012/10577
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
**HÜKÜM:** 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 43, 53, 58/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması, hak yoksunluğu, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.03.2012 gün ve 386/99 sayılı kararında açıklandığı üzere; her ne kadar kararda başvurulacak yasa yollarına ilişkin bildirimde, sürenin başlangıcının “tefhim ve tebliğ” şeklinde gösterilmesi nedeniyle bildirimin eksik ve yanıltıcı olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak temyiz süresinin, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde ayrıca “tefhim” kelimesine de yer verilmesinin, sanık açısından yasa yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği, kaldı ki sanık süresinden sonra verdiği temyiz dilekçesinde, bu ifadenin kendisini temyiz süresinin başlangıcı konusunda yanılgıya düşürdüğüne ilişkin bir iddiada da bulunmadığı cihetle sanığın yokluğunda verilen ve 27.09.2010 tarihinde tebliğ olunan hükmü 23.06.2011 tarihinde süresinden sonra temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 315. maddesi uyarınca reddine ilişkin 04.07.2011 günlü aynı sayılı ek karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA, 04.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
**HÜKÜM:** 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 43, 53, 58/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması, hak yoksunluğu, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.03.2012 gün ve 386/99 sayılı kararında açıklandığı üzere; her ne kadar kararda başvurulacak yasa yollarına ilişkin bildirimde, sürenin başlangıcının “tefhim ve tebliğ” şeklinde gösterilmesi nedeniyle bildirimin eksik ve yanıltıcı olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak temyiz süresinin, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde ayrıca “tefhim” kelimesine de yer verilmesinin, sanık açısından yasa yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği, kaldı ki sanık süresinden sonra verdiği temyiz dilekçesinde, bu ifadenin kendisini temyiz süresinin başlangıcı konusunda yanılgıya düşürdüğüne ilişkin bir iddiada da bulunmadığı cihetle sanığın yokluğunda verilen ve 27.09.2010 tarihinde tebliğ olunan hükmü 23.06.2011 tarihinde süresinden sonra temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 315. maddesi uyarınca reddine ilişkin 04.07.2011 günlü aynı sayılı ek karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA, 04.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.