Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/1527 K.2011/1805
Özet: Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı hapis cezası ve haklardan yoksunluk kararıyla ilgili olarak temyiz hakkının kullanılabilirliği ve süresinin belirlenmesi konusundaki usulsel eksiklikten kaynaklanmaktadır. Mahkeme, TCK 204/1, 62 maddeleri uyarınca sanığa 1 yıl 8 ay hapis cezası ve haklardan yoksunluk kararı verirken, CMK’nın ilgili maddelerine göre temyiz hakkının süresi, mercii ve şekli açıkça belirtilmediği gerekçesiyle temyiz talebini reddederek kararını onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: TCK.nun 204/1, 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına ve anılan Yasanın 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksunluğa hükmedilmesine dair
5271 sayılı CMK.nun 34/2. maddesinde: “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir”,
231/2. maddesinde; “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir”,
232/6. maddesinde ise; “Hüküm fıkrasında….kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” şeklindeki emredici düzenlemelerin, davanın sürelerinin kanun yolu hakkını kullanabilmeleri için karardan haberdar edilmeleri amacına yönelik olduğu, hükmün tefhiminde hazır bulunan sanığa CMK.nun 231/2 maddesi gereğince kanun yolları, mercii ve süresinin ayrıca açıklanacağı, kararın yoklukta verilmesi halinde, tefhim safhasının geçirilmiş olması nedeniyle, sürenin tebliğ ile başlayacağında her hangi bir kuşku bulunmayacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.01.2007 gün, 9-18 sayılı ve 24.11.2009 gün, 164-275 sayılı kararları ile benzer kararlarının da bu yönde olduğu anlaşılmakla temyiz davası açma süresinin başlangıç tarihinde bir tereddüte yol açılmadığı cihetle tebliğnamedeki düşünceye iştirak olunmamıştır.
Sanığın yokluğunda verilen ve 14.05.2010 tarihinde usulüne uygun biçimde tebliğ edilen hükmün, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen süreden sonra 09.07.2010 tarihinde temyiz edildiğinden reddine karar vermek gerektiğinin gerekçesi dosya içeriğine uygun olarak gösterilmiş olduğundan, sanık müdafiinin, hüküm fıkrasında yasa yolunun süresi, sürenin başlangıcı, şekli ve mercii tereddüte yer vermeyecek şekilde gösterilmediğinden temyizin süresinde olduğunun kabulüyle, TCK.nun 62. maddesi uygulanan sanık hakkında CMK.nun 231/5 maddesi uygulanmayarak çelişkiye düşüldüğünden hükmün esastan bozulması gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan, 13.07.2010 gün ve 2009/52 Esas, 2010/169 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair kararın ONANMASINA, 04.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
####
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: TCK.nun 204/1, 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına ve anılan Yasanın 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksunluğa hükmedilmesine dair
5271 sayılı CMK.nun 34/2. maddesinde: “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir”,
231/2. maddesinde; “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir”,
232/6. maddesinde ise; “Hüküm fıkrasında….kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” şeklindeki emredici düzenlemelerin, davanın sürelerinin kanun yolu hakkını kullanabilmeleri için karardan haberdar edilmeleri amacına yönelik olduğu, hükmün tefhiminde hazır bulunan sanığa CMK.nun 231/2 maddesi gereğince kanun yolları, mercii ve süresinin ayrıca açıklanacağı, kararın yoklukta verilmesi halinde, tefhim safhasının geçirilmiş olması nedeniyle, sürenin tebliğ ile başlayacağında her hangi bir kuşku bulunmayacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.01.2007 gün, 9-18 sayılı ve 24.11.2009 gün, 164-275 sayılı kararları ile benzer kararlarının da bu yönde olduğu anlaşılmakla temyiz davası açma süresinin başlangıç tarihinde bir tereddüte yol açılmadığı cihetle tebliğnamedeki düşünceye iştirak olunmamıştır.
Sanığın yokluğunda verilen ve 14.05.2010 tarihinde usulüne uygun biçimde tebliğ edilen hükmün, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen süreden sonra 09.07.2010 tarihinde temyiz edildiğinden reddine karar vermek gerektiğinin gerekçesi dosya içeriğine uygun olarak gösterilmiş olduğundan, sanık müdafiinin, hüküm fıkrasında yasa yolunun süresi, sürenin başlangıcı, şekli ve mercii tereddüte yer vermeyecek şekilde gösterilmediğinden temyizin süresinde olduğunun kabulüyle, TCK.nun 62. maddesi uygulanan sanık hakkında CMK.nun 231/5 maddesi uygulanmayarak çelişkiye düşüldüğünden hükmün esastan bozulması gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan, 13.07.2010 gün ve 2009/52 Esas, 2010/169 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair kararın ONANMASINA, 04.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
####
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.