Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/508 K.2012/4081
Özet: Uyuşmazlık: Sanığın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarından hüküm konması ve vekilinin bu karara karşı temyiz isteği. Mahkeme, vergi usul kanununa göre erteli 15 ay hapis cezası (359/b-1) ve erteli 5 ay hapis cezası (359/a‑2) biçerek kararını onayladı.
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
**HÜKÜM:** 1-213 sayılı VUK.nun 359/b-1, 5237 sayılı TCY.nın 62. maddeleri uyarınca erteli 15 ay hapis cezası
2-213 sayılı VUK.nun 359/a-2, 5237 sayılı TCY.nın 62. maddeleri uyarınca erteli 5 ay hapis cezası
Katılan vekilinin, sanık hakkındaki 213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçlarından mahkûmiyetine ilişkin hükmü, vekâlet ücreti verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz ettiği anlaşılmakla, sanık müdafii ve katılan vekilinin vaki istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dosyada mevcut deliller karşısında sübutun bulunduğu anlaşılmakla 14.11.2008 günlü tebliğnamenin birinci bendindeki bozma istemine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Ceza Genel Kurulu’nun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında da açıklandığı üzere, aynı takvim yılı içerisinde değişik vergi dönemlerinde işlenen suçların müteselsil suçu oluşturacağından, 2004 takvim yılında birden çok sahte fatura düzenleyen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
2- Kabule göre de;
a) Sanık hakkında 2004 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan hüküm kurulduğu sırada 213 sayılı Yasanın 359/b-1 maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra bireyselleştirme aşamasında 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü uyarınca, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun ilgili bütün hükümleri olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerekirken, 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 359/b-1 maddesi uyarınca tayin olunan temel hürriyeti bağlayıcı cezadan sonra 765 sayılı TCK'nun 59/2 ve 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince indirimler
yapılması halinde hükmolunan sonuç cezalar eşit ise de; 5237 sayılı TCK’nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkumiyetin doğal sonucu olarak anılan Yasanın 53. maddesindeki hak yoksunluğunun da uygulanması gerekeceği ayrıca hükmedilen cezanın tecilinde ise 5237 sayılı Yasanın lehe kabulü halinde aynı Yasanın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli geçirildikten sonra cezanın infaz edilmiş sayılacağı, 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre tecilinde ise denetim süresinin yeni bir suç işlenmeden geçirilmesi halinde 765 sayılı TCK'nın 95/2. maddesi uyarınca “tecil edilmiş olan mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılacağı” dikkate alındığında 5237 sayılı Yasanın aleyhe sonuç doğurduğu gözetilmeden, denetime olanak sağlayacak şekilde karşılaştırma yapılmadan, 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğu kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Defter ve belgeleri gizlemek suçu yönünden ise 213 sayılı Yasanın 359/a-2-son maddesindeki “hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde asgari ücretin esas alınacağına” ilişkin bölümün, hükümden önce 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 276. maddesiyle değişik halinde yer almaması nedeniyle, anılan madde ile hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK’nun 50 ve 52. maddelerine göre seçenek yaptırıma çevrilip çevrilmeyeceğinin tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
c) Duruşmada kendini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Sanığın adli sicil kaydında yer alan sabıkasının silinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılarak hükümden önce, 08.02.2008 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 231 ve 5237 sayılı TCK' nun 7/2. maddeleri uyarınca “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının” değerlendirilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, katılan vekilinin temyizinin vekalet ücretine yönelik olduğu anlaşıldığından, ceza süresi yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 22.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
**HÜKÜM:** 1-213 sayılı VUK.nun 359/b-1, 5237 sayılı TCY.nın 62. maddeleri uyarınca erteli 15 ay hapis cezası
2-213 sayılı VUK.nun 359/a-2, 5237 sayılı TCY.nın 62. maddeleri uyarınca erteli 5 ay hapis cezası
Katılan vekilinin, sanık hakkındaki 213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçlarından mahkûmiyetine ilişkin hükmü, vekâlet ücreti verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz ettiği anlaşılmakla, sanık müdafii ve katılan vekilinin vaki istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dosyada mevcut deliller karşısında sübutun bulunduğu anlaşılmakla 14.11.2008 günlü tebliğnamenin birinci bendindeki bozma istemine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Ceza Genel Kurulu’nun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında da açıklandığı üzere, aynı takvim yılı içerisinde değişik vergi dönemlerinde işlenen suçların müteselsil suçu oluşturacağından, 2004 takvim yılında birden çok sahte fatura düzenleyen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
2- Kabule göre de;
a) Sanık hakkında 2004 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan hüküm kurulduğu sırada 213 sayılı Yasanın 359/b-1 maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra bireyselleştirme aşamasında 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü uyarınca, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun ilgili bütün hükümleri olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerekirken, 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 359/b-1 maddesi uyarınca tayin olunan temel hürriyeti bağlayıcı cezadan sonra 765 sayılı TCK'nun 59/2 ve 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince indirimler
yapılması halinde hükmolunan sonuç cezalar eşit ise de; 5237 sayılı TCK’nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkumiyetin doğal sonucu olarak anılan Yasanın 53. maddesindeki hak yoksunluğunun da uygulanması gerekeceği ayrıca hükmedilen cezanın tecilinde ise 5237 sayılı Yasanın lehe kabulü halinde aynı Yasanın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli geçirildikten sonra cezanın infaz edilmiş sayılacağı, 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre tecilinde ise denetim süresinin yeni bir suç işlenmeden geçirilmesi halinde 765 sayılı TCK'nın 95/2. maddesi uyarınca “tecil edilmiş olan mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılacağı” dikkate alındığında 5237 sayılı Yasanın aleyhe sonuç doğurduğu gözetilmeden, denetime olanak sağlayacak şekilde karşılaştırma yapılmadan, 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğu kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Defter ve belgeleri gizlemek suçu yönünden ise 213 sayılı Yasanın 359/a-2-son maddesindeki “hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde asgari ücretin esas alınacağına” ilişkin bölümün, hükümden önce 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 276. maddesiyle değişik halinde yer almaması nedeniyle, anılan madde ile hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK’nun 50 ve 52. maddelerine göre seçenek yaptırıma çevrilip çevrilmeyeceğinin tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
c) Duruşmada kendini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Sanığın adli sicil kaydında yer alan sabıkasının silinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılarak hükümden önce, 08.02.2008 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 231 ve 5237 sayılı TCK' nun 7/2. maddeleri uyarınca “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının” değerlendirilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, katılan vekilinin temyizinin vekalet ücretine yönelik olduğu anlaşıldığından, ceza süresi yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 22.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.