Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/4449 K.2012/21545
Özet: Uyuşmazlık, 26.02.1999 tarihli vergi kaçakçılığı eylemiyle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/a‑l‑2 maddesine göre verilen 7.020,00 TL adli para cezasının, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresi dolmadan önce yazılı olarak karara bağlanıp bağlanmadığıdır. Mahkeme, 06.09.2006 tarihli Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararını 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesine göre bozarak, “defter ve belge gizlemek” suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesini ve cezanın uygulanm
Vergi kaçakçılığı suçundan hükümlü ...'ın, 213 sayılı vergi usul Kanunu'nun 359/a-l-2, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4. maddeleri gereğince 7.020.00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, Bodrum
1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/09/2006 tarihli ve 2000/944 esas, 2006/536 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre;
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe alan hüküm, önceki ve sonraki kanunların İlgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle lehe Kanun'un tespit edilerek uygulama yapılması gerekmesi karşısında, sanığın üzerine atılı 26/02/1999 tarihli vergi kaçakçılığı eylemiyle ilgili olarak, 213 sayılı vergi usul Kanunu'nun 359/a-l-2. maddesinde yazılı cezanın nev'i ve miktarına göre, mahkûmiyet hükmünün verildiği 06/09/2006 tarihi itibariyle, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğunun dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 26.01.2012 gün ve 2011/1354/4942 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2012 gün ve KYB.2012/39572 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; hükümlüye yüklenen “defter ve belge gizlemek” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiğinin belirlendiği 26.02.1999 tarihinden, hükmün tefhim olunduğu 06.09.2006 tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2006 gün ve 2000/944 esas, 2006/536 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, hükümlü hakkında “defter ve belge gizlemek” suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, bu suç nedeniyle hükmolunan cezanın çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/09/2006 tarihli ve 2000/944 esas, 2006/536 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre;
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe alan hüküm, önceki ve sonraki kanunların İlgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle lehe Kanun'un tespit edilerek uygulama yapılması gerekmesi karşısında, sanığın üzerine atılı 26/02/1999 tarihli vergi kaçakçılığı eylemiyle ilgili olarak, 213 sayılı vergi usul Kanunu'nun 359/a-l-2. maddesinde yazılı cezanın nev'i ve miktarına göre, mahkûmiyet hükmünün verildiği 06/09/2006 tarihi itibariyle, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğunun dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 26.01.2012 gün ve 2011/1354/4942 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2012 gün ve KYB.2012/39572 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; hükümlüye yüklenen “defter ve belge gizlemek” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiğinin belirlendiği 26.02.1999 tarihinden, hükmün tefhim olunduğu 06.09.2006 tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2006 gün ve 2000/944 esas, 2006/536 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, hükümlü hakkında “defter ve belge gizlemek” suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, bu suç nedeniyle hükmolunan cezanın çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.