Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/4113 K.2012/20916
Özet: Uyuşmazlık, memurun resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlarından dolayı sanıkların hapis ve adli para cezalarına çarptırılmasıyla ilgiliydi; Ağır Ceza Mahkemesi, 765 sayılı TCK’nun 339/1, 80. maddeleriyle sanıkları 3 yıl 6 ay hapis cezası, 5237 sayılı TCK’nin 158/1-e, 43, 52. maddeleriyle ise 2 yıl 6 ay hapis ve 5.820 TL adli para cezası ile cezalandırdı ve bazı sanıkların tekil hapis cezalarını da belirledi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Memurun resmi belgede sahteciliği, Dolandırıcılık, Görevi Kötüye Kullanmak
HÜKÜM: Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında 765 sayılı TCK'nun 339/1, 80. maddelerinin uygulanarak sanıkların 3'er yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında 5237 sayılı TCK'nun 158/1-e, 43, 52. maddelerinin uygulanarak sanıkların 2'şer yıl 6'şar ay hapis ve 5.820'şer TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
Sanık ... hakkında 765 sayılı TCK'nun 339/1. maddesi uygulanarak sanığın 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanıklar ... ve ...'ın yokluğunda verilen hükmün 04.09.2009 tarihinde tebliğ edildiği ancak tebliğ mazbatası üzerinde sehven duruşma gününün 20.09.2009 olarak belirtildiği, sanıklar müdafiinin 22.10.2009 tarihli temyiz dilekçesinde sanıkların tebligat zarfı üzerinde duruşma gün ve saatini görmeleri üzerine anılan tebligatların duruşma davetiyesi olduğunu sanarak 20.09.2009 tarihinde duruşmaya gitmeleri üzerine dosyanın karara çıktığını öğrendiklerini bildirdiği, tebligat parçası üzerine ileri tarihte bir duruşma günü ve saatinin yazılmış olmasının sanıkları temyiz konusunda yanılttığı cihetle; kararı 20.09.2009 tarihinde öğrendikleri ve Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2009 tarihli temyizin reddine ilişkin ek kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Sanıklar ..., ... hakkında 'dolandırıcılık' suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, hakedişlerin şirket yetkililerine 2001 yılı içerisinde ödendiği anlaşılmakla, suç tarihinin en aleyhe 31.12.2001 olduğu kabul edildiğinde dahi anılan tarihten hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
II-Sanıklar ..., ..., ...,, ..., ... hakkında 'memurun resmi belgede sahteciliği', sanık ... hakkında 'memurun resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanmak' suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Suç tarihinde Sekili beldesinde belediye başkanı, tahakkuk memuru, başkatip, muhasip üye ve encümen üyesi olarak çalışan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın beldedeki istinat duvarı ve kanalizasyon işinin belediye işçilerine yaptırılmasına rağmen müteahit firmaya yaptırılmış gibi sahte belge ve hakediş raporları ayrıca belediyede işçi olarak çalıştığı gözüken kişilere aylıkları ödenmediği halde ödenmiş gibi imzalı maaş bordroları düzenlediklerinin iddia edildiği, dosya kapsamına göre Sekili Kaymakamlığı tarafından ön inceleme yapıldığı ancak soruşturma izni verildiğine dair bir kararın dosyada bulunmadığı görülmekle; 4483 sayılı Kanun uyarınca sanıklar hakkında soruşturma izni alınıp alınmadığı açıkça tespit edilmeden ve denetime olanak sağlayacak şekilde dosya içinde bulundurulmadan duruşmaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Memurun resmi belgede sahteciliği, Dolandırıcılık, Görevi Kötüye Kullanmak
HÜKÜM: Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında 765 sayılı TCK'nun 339/1, 80. maddelerinin uygulanarak sanıkların 3'er yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında 5237 sayılı TCK'nun 158/1-e, 43, 52. maddelerinin uygulanarak sanıkların 2'şer yıl 6'şar ay hapis ve 5.820'şer TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
Sanık ... hakkında 765 sayılı TCK'nun 339/1. maddesi uygulanarak sanığın 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanıklar ... ve ...'ın yokluğunda verilen hükmün 04.09.2009 tarihinde tebliğ edildiği ancak tebliğ mazbatası üzerinde sehven duruşma gününün 20.09.2009 olarak belirtildiği, sanıklar müdafiinin 22.10.2009 tarihli temyiz dilekçesinde sanıkların tebligat zarfı üzerinde duruşma gün ve saatini görmeleri üzerine anılan tebligatların duruşma davetiyesi olduğunu sanarak 20.09.2009 tarihinde duruşmaya gitmeleri üzerine dosyanın karara çıktığını öğrendiklerini bildirdiği, tebligat parçası üzerine ileri tarihte bir duruşma günü ve saatinin yazılmış olmasının sanıkları temyiz konusunda yanılttığı cihetle; kararı 20.09.2009 tarihinde öğrendikleri ve Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2009 tarihli temyizin reddine ilişkin ek kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Sanıklar ..., ... hakkında 'dolandırıcılık' suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, hakedişlerin şirket yetkililerine 2001 yılı içerisinde ödendiği anlaşılmakla, suç tarihinin en aleyhe 31.12.2001 olduğu kabul edildiğinde dahi anılan tarihten hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
II-Sanıklar ..., ..., ...,, ..., ... hakkında 'memurun resmi belgede sahteciliği', sanık ... hakkında 'memurun resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanmak' suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Suç tarihinde Sekili beldesinde belediye başkanı, tahakkuk memuru, başkatip, muhasip üye ve encümen üyesi olarak çalışan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın beldedeki istinat duvarı ve kanalizasyon işinin belediye işçilerine yaptırılmasına rağmen müteahit firmaya yaptırılmış gibi sahte belge ve hakediş raporları ayrıca belediyede işçi olarak çalıştığı gözüken kişilere aylıkları ödenmediği halde ödenmiş gibi imzalı maaş bordroları düzenlediklerinin iddia edildiği, dosya kapsamına göre Sekili Kaymakamlığı tarafından ön inceleme yapıldığı ancak soruşturma izni verildiğine dair bir kararın dosyada bulunmadığı görülmekle; 4483 sayılı Kanun uyarınca sanıklar hakkında soruşturma izni alınıp alınmadığı açıkça tespit edilmeden ve denetime olanak sağlayacak şekilde dosya içinde bulundurulmadan duruşmaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.