Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/12663 K.2013/10130
1 kez atıf aldı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: 1) Uyuşmazlık, sanıkların resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından mahkum edilmesi üzerine yapılan temyiz itirazlarıdır. 2) Mahkeme, temyiz itirazlarını reddederek, sanıkların hapis cezalarını onaylamış ve dolandırıcılık suçundan verilen hükmü iptal etmemiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM:
1- Her iki sanık hakkında; 765 sayılı TCK'nun 339/1,80, 59/2, 339/1, 80. maddeleri gereğince 2 yıl 11 ay hapis 2- Sanık ... hakkında; 5237 sayılı TCK'nun 158/1-e, 43, 168, 62, 52, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis ve 2.080 TL adli para cezası 3- Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan; mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına I- Katılan vekilinin sanık ... hakkkında dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, 5271 sayılı CMK'nun 231/12. maddesi gereğince itiraz yasa yoluna tabi olup temyiz edilebilecek hükümlerden olmadığı anlaşılmakla; katılan vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 5271 sayılı CMK'nun 264/2. maddesi uyarınca başvurunun itiraz dilekçesi olarak kabulü ile gereğinin mahallinde takdir ve ifası için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, II- Katılan vekili ile sanıklar Fatih Yılmaz ve ... müdafilerinin her iki sanık hakkkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya kapsamına göre, hükme esas alınan 09.03.2006 ve 30.04.2009 tarihli raporlar arasında çelişki bulunmayıp, denetime elverişli olmaları ve sanık ...'in doktor olan sanık ...'in eylemine azmettiren sıfatıyla katıldığı yönündeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA, III- Katılan vekili ile sanık ... müdafiinin sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekili ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 13/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM:
1- Her iki sanık hakkında; 765 sayılı TCK'nun 339/1,80, 59/2, 339/1, 80. maddeleri gereğince 2 yıl 11 ay hapis 2- Sanık ... hakkında; 5237 sayılı TCK'nun 158/1-e, 43, 168, 62, 52, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis ve 2.080 TL adli para cezası 3- Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan; mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına I- Katılan vekilinin sanık ... hakkkında dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, 5271 sayılı CMK'nun 231/12. maddesi gereğince itiraz yasa yoluna tabi olup temyiz edilebilecek hükümlerden olmadığı anlaşılmakla; katılan vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 5271 sayılı CMK'nun 264/2. maddesi uyarınca başvurunun itiraz dilekçesi olarak kabulü ile gereğinin mahallinde takdir ve ifası için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, II- Katılan vekili ile sanıklar Fatih Yılmaz ve ... müdafilerinin her iki sanık hakkkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya kapsamına göre, hükme esas alınan 09.03.2006 ve 30.04.2009 tarihli raporlar arasında çelişki bulunmayıp, denetime elverişli olmaları ve sanık ...'in doktor olan sanık ...'in eylemine azmettiren sıfatıyla katıldığı yönündeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA, III- Katılan vekili ile sanık ... müdafiinin sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekili ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 13/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.