‹ Ana sayfa
Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/9255 K.2012/5571

Esas No: 2011/9255 · Karar No: 2012/5571 · Karar Tarihi: 12.04.2012
Özet: Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahteciliği nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 204/1 ve 53. maddeleri uyarınca hapis cezası ile cezalandırılması konusundaki kararın usulsüzlüğü ve hatalı hüküm içerdiği iddiasıdır. Mahkeme, tebligat eksikliği nedeniyle kararın geçersiz olduğunu kabul ederek, sanığın haklarını koruyacak şekilde 53. maddenin ilgili bölümlerini düzelterek yeni bir hüküm onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği

HÜKÜM: 5237 sayılı TCK.nun 204/1, 53. maddeleri gereğince sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

Yokluğunda verilen 27.11.2008 tarih ve 2008/294 esas, 2008/463 sayılı kararın, sanığa 31.12.2008 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliği belirtilen adreste daha önce sanığa tebligat yapılmamış olması nedeniyle usulsüz olup hüküm kesinleşmediğinden sanık müdafiinin 11.02.2009 tarihli eski hale getirme talepli dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabulü gerektiği; kaldı ki 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olan mahkemenin 11.02.2009 gün ve 2008/294 esas, 2008/463 sayılı ek kararı ve sonraki işlemlerin hukuken geçersiz olduğu belirlenerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:
Sanığın sahte nüfus cüzdanı talep belgesiyle nüfus müdürlüğüne başvurarak sahte kimlik aldığının anlaşılması karşısında eylemi sebebiyle zincirleme suç koşulları oluştuğundan TCK.nun 43/1. maddesi uyarınca cezasının arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanığın 27.10.2008 tarihli duruşmada savunması alınmadan önce kendisine yasal haklarının hatırlatılması esnasında “savunmamı müdafiim huzurunda yapacağım” şeklindeki beyanının matbu olarak duruşma tutanağına yazıldığı ve zorunlu müdafii isteme anlamına gelmeyeceği gibi savunmasını da yaparak daha sonraki aşamalarda bu hususta herhangi bir talebinin de olmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK. nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılarak yerine “sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.04.2012 günü oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?