Yargıtay11. Ceza DairesiCeza HukukuGayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/7399 K.2012/557
Özet: (1) Şikayetçi, 24 davalı aleyhine açtığı tapu iptal ve tescil davasında sanıkların usulsüz tebligat yaparak sahte ilam almaya teşebbüs etmesiyle ilgili suçlamayı gündeme getirdi. (2) Asliye Ceza Mahkemesi, zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar vererek mahkeme kararı sonucunda hükmü onayladı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Zamanaşımı nedeniyle düşme
Sanıklardan ...’ın şikayetçi ...’in de aralarında bulunduğu 24 davalı aleyhine Yunak Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptal ve tescil davasında, anılan şikayetçiye dava dilekçesinin 13.11.1997 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan yargılama sonucunda sanığın davasının reddine karar verilmesi üzerine kararın sanık tarafından temyiz edilip temyiz dilekçesinin adres değiştirdiği gerekçesiyle kendisine tebligat yapılamayan şikayetçiye, sanık müdafiinin bildirdiği adreste sanık ... tarafından onun yeğeni ve aynı adreste oturduğundan bahisle 25.08.1998 tarihinde, red kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine bu kez bozma kararının aynı adreste diğer sanık ... tarafından 22.02.1999 tarihinde tebligatı almak suretiyle sanıkların yanlış ve usulsüz tebligat yapılmasını sağlamaktan ibaret eylemlerinin; Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptal ve tescil davasında şikayetçi ...’in 13.11.1997 tarihinde yapılan tebligat ile davadan haberdar 24 davalıdan biri olduğu, yargılama sonucunda ise sanık ... ...’ın aleyhine red kararı verildiği ve sanığın temyizi üzerine Yargıtay bozma kararından sonra davanın açıldığı Sulh Hukuk Mahkemesince davaya değer itibariyle bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinde derdest olup 20.02.2006 tarihli dosya inceleme tutanağına göre şikayetçinin 06.02.2006 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi’ne adresini bildirdiği, davanın halen derdest olması ve sanıkların açıklanan şekilde yaptırdıkları usulsüz tebligatın sahte ilam almaya teşebbüs niteliğinde bulunmadığı ve eylemin "Tebligat Yasasına Muhalefet" suçlarını oluşturacağı cihetle; mahkemenin zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden itibaren gerçekleştiğine ilişkin mahkemenin kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan Üst Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 19.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Zamanaşımı nedeniyle düşme
Sanıklardan ...’ın şikayetçi ...’in de aralarında bulunduğu 24 davalı aleyhine Yunak Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptal ve tescil davasında, anılan şikayetçiye dava dilekçesinin 13.11.1997 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan yargılama sonucunda sanığın davasının reddine karar verilmesi üzerine kararın sanık tarafından temyiz edilip temyiz dilekçesinin adres değiştirdiği gerekçesiyle kendisine tebligat yapılamayan şikayetçiye, sanık müdafiinin bildirdiği adreste sanık ... tarafından onun yeğeni ve aynı adreste oturduğundan bahisle 25.08.1998 tarihinde, red kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine bu kez bozma kararının aynı adreste diğer sanık ... tarafından 22.02.1999 tarihinde tebligatı almak suretiyle sanıkların yanlış ve usulsüz tebligat yapılmasını sağlamaktan ibaret eylemlerinin; Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptal ve tescil davasında şikayetçi ...’in 13.11.1997 tarihinde yapılan tebligat ile davadan haberdar 24 davalıdan biri olduğu, yargılama sonucunda ise sanık ... ...’ın aleyhine red kararı verildiği ve sanığın temyizi üzerine Yargıtay bozma kararından sonra davanın açıldığı Sulh Hukuk Mahkemesince davaya değer itibariyle bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinde derdest olup 20.02.2006 tarihli dosya inceleme tutanağına göre şikayetçinin 06.02.2006 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi’ne adresini bildirdiği, davanın halen derdest olması ve sanıkların açıklanan şekilde yaptırdıkları usulsüz tebligatın sahte ilam almaya teşebbüs niteliğinde bulunmadığı ve eylemin "Tebligat Yasasına Muhalefet" suçlarını oluşturacağı cihetle; mahkemenin zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden itibaren gerçekleştiğine ilişkin mahkemenin kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan Üst Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 19.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.