Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/2843 K.2011/2167
Özet: Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık ve 1136 sayılı Avukatlık Yasası’na aykırılık suçlarından hüküm giyilmesiyle ilgili temyiz itirazlarıdır; mahkeme, delillerin yeterli olduğunu kabul ederek, 2 yıl 6 aylık hapis cezası, hak yoksunluğu ve tutukluluk mahsubu ile birlikte 4.887,00 YTL adli para cezasını öngörerek karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık ve 1136 sayılı yasaya aykırılık
HÜKÜM: 1136 S.K 63/3,765 S.K 59/2,765 S.K 503/1,522/1,59/2,72,647 S.K 4-6. mad. uyarınca 4887.00 YTL apc, erteleme, 5237 S.K 204/1,204/3,62,53. mad. uyarınca 2 yıl 6 ay hp, hak yoksunluğu, tutukluluğun mahsubu.
1-Sanık ve müdafiinin “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Toplanan deliller karar yerinde incelenip yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı ve azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, hükmolunan ceza miktarı itibari ile sanık hakkında 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ve müdafiinin suça konu belgenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığı, savunma hakkının kısıtlandığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2-Sanık ve müdafiinin “1136 sayılı Avukatlık Yasasına Muhalefet” ve “Dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince:
1-5271 sayılı CMK.nun 225. maddesi uyarınca hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Sanık hakkında Bakırköy C. Başsavcılığınca düzenlenen 24.06.2004 gün ve 39451/11529/1450 sayılı iddianamesi ile şikâyetçi Mehmet Şamlıoğlu’nu dolandırdığı iddiasıyla kamu davasının açıldığı anlaşılmakla; mağdur Abdullah Şamlıoğlu’na yönelik dolandırıcılık suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden iddianame dışına çıkılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-1136 sayılı Avukatlık Yasanın 63/3. maddesi uyarınca avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullananların hapis ve adli para cezası ile cezalandırılacaklarının öngörüldüğü, bu madde ile avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde kanunların tanıdığı bir takım hakları kötüye kullanılarak avukatlara ait yetkileri kullanan kişilerin eylemlerinin yaptırıma bağlandığı, somut olayda sanığın avukat olmadığı halde kendisini avukat olarak tanıtıp düzenlettirdiği içeriği itibari ile sahte vekâletname ile avukatlara ait yetkileri kullanmasından ibaret eyleminde anılan maddede öngörülen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
3-Sanığın mağdur Abdullah Şamluoğlu’ndan herhangi bir ücret almadığını, açtığı davalardan alacağı paranın % 5’ini almak üzere anlaştıklarını savunması, mağdurun da sanığa vekâleti karşılığında herhangi bir para vermediğini beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından mağdur celp olunarak açılan davalar nedeni ile sanığa masraf ve benzeri nam altında herhangi bir ödemede bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu suçun tamamlandığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı,
3-5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra, 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkraları gereğince sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık ve 1136 sayılı yasaya aykırılık
HÜKÜM: 1136 S.K 63/3,765 S.K 59/2,765 S.K 503/1,522/1,59/2,72,647 S.K 4-6. mad. uyarınca 4887.00 YTL apc, erteleme, 5237 S.K 204/1,204/3,62,53. mad. uyarınca 2 yıl 6 ay hp, hak yoksunluğu, tutukluluğun mahsubu.
1-Sanık ve müdafiinin “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Toplanan deliller karar yerinde incelenip yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı ve azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, hükmolunan ceza miktarı itibari ile sanık hakkında 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ve müdafiinin suça konu belgenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığı, savunma hakkının kısıtlandığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2-Sanık ve müdafiinin “1136 sayılı Avukatlık Yasasına Muhalefet” ve “Dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince:
1-5271 sayılı CMK.nun 225. maddesi uyarınca hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Sanık hakkında Bakırköy C. Başsavcılığınca düzenlenen 24.06.2004 gün ve 39451/11529/1450 sayılı iddianamesi ile şikâyetçi Mehmet Şamlıoğlu’nu dolandırdığı iddiasıyla kamu davasının açıldığı anlaşılmakla; mağdur Abdullah Şamlıoğlu’na yönelik dolandırıcılık suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden iddianame dışına çıkılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-1136 sayılı Avukatlık Yasanın 63/3. maddesi uyarınca avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullananların hapis ve adli para cezası ile cezalandırılacaklarının öngörüldüğü, bu madde ile avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde kanunların tanıdığı bir takım hakları kötüye kullanılarak avukatlara ait yetkileri kullanan kişilerin eylemlerinin yaptırıma bağlandığı, somut olayda sanığın avukat olmadığı halde kendisini avukat olarak tanıtıp düzenlettirdiği içeriği itibari ile sahte vekâletname ile avukatlara ait yetkileri kullanmasından ibaret eyleminde anılan maddede öngörülen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
3-Sanığın mağdur Abdullah Şamluoğlu’ndan herhangi bir ücret almadığını, açtığı davalardan alacağı paranın % 5’ini almak üzere anlaştıklarını savunması, mağdurun da sanığa vekâleti karşılığında herhangi bir para vermediğini beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından mağdur celp olunarak açılan davalar nedeni ile sanığa masraf ve benzeri nam altında herhangi bir ödemede bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu suçun tamamlandığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı,
3-5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra, 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkraları gereğince sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.