Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2009/9998 K.2012/918
Özet: Uyuşmazlık, sanığın kimliği hakkında yalan beyanda bulunması nedeniyle 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 365, 59 ve 647/4 maddeleri uyarınca adli para cezası uygulanıp temyiz hakkının reddiyle ilgiliydi. Mahkeme, sanığı 300 YTL adli para cezasına çarptı ve temyiz isteğini CMUK’nun 305. maddesi kapsamında reddetti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak
HÜKÜM: Esas Karar; Lehe olduğu değerlendirilerek, 765 sayılı TCK.nun 365, 59 ve 647/4. maddeleri uyarınca 300 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına.
Ret Kararı; Sanık hakkındaki sonuç hükmün CMUK.nun 305. maddesindeki kesin hüküm sınırları dahilinde kaldığından temyiz isteminin reddine.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2005 gün 134-163 sayılı kararında açıklandığı üzere, 647 sayılı Yasanın 4. maddesinde açıkça; “uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir. Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmüne yer verilmiş bulunması karşısında, sanık ...'nın 765 sayılı TCK.nun 356, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca sonuç olarak 300 YTL adli para cezası ile mahkumiyetine ilişkin hükmün, temyizi mümkün bulunduğundan, usul ve yasaya aykırı bulunan 06.04.2007 gün ve 2005/15 esas, 2007/89 müteferrik sayılı sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine dair karar kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığın işlediği iddia olunan ''ilmühaberde sahtecilik'' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu; olay tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suçun işlendiği 18.06.2001 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 02.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak
HÜKÜM: Esas Karar; Lehe olduğu değerlendirilerek, 765 sayılı TCK.nun 365, 59 ve 647/4. maddeleri uyarınca 300 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına.
Ret Kararı; Sanık hakkındaki sonuç hükmün CMUK.nun 305. maddesindeki kesin hüküm sınırları dahilinde kaldığından temyiz isteminin reddine.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2005 gün 134-163 sayılı kararında açıklandığı üzere, 647 sayılı Yasanın 4. maddesinde açıkça; “uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir. Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmüne yer verilmiş bulunması karşısında, sanık ...'nın 765 sayılı TCK.nun 356, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca sonuç olarak 300 YTL adli para cezası ile mahkumiyetine ilişkin hükmün, temyizi mümkün bulunduğundan, usul ve yasaya aykırı bulunan 06.04.2007 gün ve 2005/15 esas, 2007/89 müteferrik sayılı sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine dair karar kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığın işlediği iddia olunan ''ilmühaberde sahtecilik'' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu; olay tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suçun işlendiği 18.06.2001 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 02.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.