Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2009/20195 K.2012/4437
Özet: Uyuşmazlık, sanığın özel belgede sahtecilik suçundan dolayı 5237 sayılı TCY’nun 207 ve 62 maddelerine göre ertelenmiş 10 ay hapis cezası talebine ilişkin; Asliye Ceza Mahkemesi, delillerin değerlendirilmesinden sonra, hukuki hatalar nedeniyle kararın bozulmasına karar vererek hükmü iptal etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM: 5237 sayılı TCY.nın 207, 62. mad göre erteli 10 ay hapis cezası
İddianame tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.nun 204/1-3. maddesindeki suça bakmak ve delilleri değerlendirme görevi asliye ceza mahkemesine ait olduğundan ve hüküm tarihinde yürürlükte buluna CMK.nun 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip suçun sübutu yönünde vicdani kanıya uluşan mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamenin birinci ve ikinci bentlerindeki bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Sanığın sübutu kabul edilen sahte kimlikle noter hisse devri sözleşmesi düzenlettirmek biçimindeki eyleminin suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK.nun 342/2, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 204/1-3. maddelerindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini,
2-Kabule göre de;
a) Özel belgede sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK.nun 345 ve 59/2, 5237 sayılı TCK.nun 207/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca hükmolunan sonuç cezalar eşit ise de; 5237 sayılı TCK.nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkumiyetin doğal sonucu olarak anılan Yasanın 53. maddesindeki hak yoksunluğunun da uygulanması gerekeceği ayrıca hükmedilen cezanın tecilinde ise 5237 sayılı Yasanın lehe kabulü halinde aynı Yasanın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli geçirildikten sonra cezanın infaz edilmiş sayılacağı, 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre tecil halindeyse denetim süresinin yeni bir suç işlenmeden geçirilmesi halinde 765 sayılı TCK.nun 95/2. maddesi uyarınca "tecil edilmiş olan mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılacağı" dikkate alındığında 5237 sayılı Yasanın aleyhe sonuç doğurduğu gözetilmeden yazılı şekilde anılan Yasa uyarınca hüküm kurulması,
b) 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanıkların sadece kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünde koşullu salıverilme tarihine, maddede sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı,
c) 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK.nun 231. maddesi uyarınca "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, sonuç ceza süresi itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 29.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM: 5237 sayılı TCY.nın 207, 62. mad göre erteli 10 ay hapis cezası
İddianame tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.nun 204/1-3. maddesindeki suça bakmak ve delilleri değerlendirme görevi asliye ceza mahkemesine ait olduğundan ve hüküm tarihinde yürürlükte buluna CMK.nun 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip suçun sübutu yönünde vicdani kanıya uluşan mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamenin birinci ve ikinci bentlerindeki bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Sanığın sübutu kabul edilen sahte kimlikle noter hisse devri sözleşmesi düzenlettirmek biçimindeki eyleminin suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK.nun 342/2, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 204/1-3. maddelerindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini,
2-Kabule göre de;
a) Özel belgede sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK.nun 345 ve 59/2, 5237 sayılı TCK.nun 207/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca hükmolunan sonuç cezalar eşit ise de; 5237 sayılı TCK.nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkumiyetin doğal sonucu olarak anılan Yasanın 53. maddesindeki hak yoksunluğunun da uygulanması gerekeceği ayrıca hükmedilen cezanın tecilinde ise 5237 sayılı Yasanın lehe kabulü halinde aynı Yasanın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli geçirildikten sonra cezanın infaz edilmiş sayılacağı, 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre tecil halindeyse denetim süresinin yeni bir suç işlenmeden geçirilmesi halinde 765 sayılı TCK.nun 95/2. maddesi uyarınca "tecil edilmiş olan mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılacağı" dikkate alındığında 5237 sayılı Yasanın aleyhe sonuç doğurduğu gözetilmeden yazılı şekilde anılan Yasa uyarınca hüküm kurulması,
b) 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanıkların sadece kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünde koşullu salıverilme tarihine, maddede sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı,
c) 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK.nun 231. maddesi uyarınca "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, sonuç ceza süresi itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 29.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.